پايگاه اطلاع رساني دفتر آيت الله العظمي شاهرودي دام ظله
ArticleID PicAddress Subject Date
{ArticleID}
{Header}
{Subject}

{Comment}

 {StringDate}
Saturday 19 September 2020 - السبت 29 محرم 1442 - شنبه 29 6 1399
 
 
 
  • Bir Eleştirinin Cevabı ve Hadislerde Hz. Mehdi(a.f)   
  • 2010.07.01 21:59:37  
  • CountVisit : 90   
  • Sendtofriend
  •  
  •  
  • Son zamanlarda bazı çevrelerce Asrı Saadetten bu güne kadar bütün Müslümanların üzerinde ittifak ettikleri bir inanç olan Hz. Mehdilik inancı hakkında bazı şüpheler uyandırılmaya çalışıldığına şahit olmaktayız. Oysa bu inanç öyle köklü ve esaslı bir inançtır ki Müslümanlar, birçok konuda ihtilafa düşmüş olmalarına rağmen genel hatlarıyla Hz. Mehdilik akidesi üzerinde birleşmişlerdir. Dahası Mehdilik inancı o kadar esaslı bir inançtır ki, bizzat Kur’an-ı Kerim’de haber verildiği üzere bütün ilahi dinler ahir zamanda gelip dünyada ilahi hakimiyeti kurarak gerçek adaleti uygulayacak olan Mehdi inancında birleşmiş ve bunu bir ilahi müjde olarak bütün insanlık alemine vermişlerdir. Durum bundan ibaretken bu inancın asaletin hakkında şüphe uyandırmaya çalışanlar gerçekte ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışmaktalar, oysa Allah Teala kesinlikle kendi nurunu tamamlayacağını vaat etmiştir.
    Günümüzde bu çabanın ön cephesinde yer alanlar arasında özellikle oryantalistler ve Batı taklitçiliğini prensip edinmiş olan bazı sözüm ona aydınlar göze çarpmaktadır.
    Bunun örneğini Avni İlhan’ın “Mehdilik” adlı kitabında görebiliriz. Kitabının Ehl-i Sünnet’te Hz. Mehdilik bölümünde mezkur yazar tüm Müslümanların ittifak ettiği böyle köklü bir konuyu Ehl-i Sünnet inanç esaslarından mı, değil mi şeklinde bir yaklaşımla ele alarak ilgili hadislerden bir kaç örnek zikredip kendi zannınca taz’if ettikten sonra kitabının 140. sayfasında şöyle diyor:
    “Tirmizi, Ebu Davud, İbn Mace, Ahmed b. Hanbel ve bunların yanında Hakim, Tabarani, Ebu Ya’la el-Mevsili gibi hadis imamları Mehdi ile ilgili hadisleri nakletmişlerdir. Dolayısıyla bizim buraya alamadığımız daha bir çok rivayet vardır. Fakat bunların aşağı yukarı en sağlam olanlarını zikrederek her rivayetle ilgili en az bir ravi hakkında yukarda (çoğu dipnotlarda olmak üzere) bilgiler sunduk. Ulaştığımız kanaat şudur: Ehl-i Sünnet prensiplerine göre, bunların senet yönünden bile kat’iliği söz konusu edilemeyeceği için, sadece bu rivayetlerin, Mehdiliğin bir inanç esası olmasına yetmeyeceği ortadadır.
    Bilindiği gibi inanç esasları, en kati ve açık naslarla ortaya konulmuştur. Bu bakımdan ümmetin üzerinde ittifak ettiği hususlarda hep aynı kat’iyyet ve sora hatta naslara dayanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Mehdi ile ilgili açık her hangi bir nass yoktur. Yine bu hususta mütevatir derecesinde rivayetler de söz konusu değildir.”
    Ne yazık ki, açıkça söylemek gerekir ki, Avni İlhan’ın bu sözleri gerçekleri bilerek ve açıkça inkardan başka bir şey değildir. Çünkü şimdiye kadar hiç bir hadis alimi Hz. Mehdi ile ilgili hadislerin mütevatir olduğunu inkar etmemiştir. Biz bu konunun daha bir açıklık kazanması için müstakil bir başlık altında ele alalım:
    Hadislerde İmam Mehdi (a.s)
    Emevi ve Abbasi hükümdarlarının şiddetle Ehl-i Beyt hakkındaki hadislerin söylenip kitaplarda yazılmasını önlemeye çalışmalarına rağmen, Şia ve Ehl-i Sünnet kitapları İmam Mehdi aleyhi’s-selâm hakkında olan hadislerle doludur ve her iki fırkanın da büyük alimleri bu konuda geçen hadislerin tevatür haddini aştığını belirtmişlerdir. Şia ulemasının bu husustaki sözlerini nakletmeyi gerek görmüyoruz. Çünkü Şia camiası içerisinde bu husus gün gibi açıktır. Ancak Ehl-i Sünnet camiasından sayıları çok az da olsa bazılarının bu hususta şüphe uyandırmaya çalıştıklarından dolayı bu gibilerine de hüccetin tamamlanması için burada Ehl-i Sünnet ulemasının bu husustaki bazı açıklamalarını aktarıyoruz.
    1- Hafiz el Askalani, “Tehzib-ut Tehzib” adlı kitabında şöyle yazıyor:
    “Mehdi hakkında Hz. Muhammed Mustafa sallâ'llâhu aleyhi ve alih’den gelen; Mehdi’nin onun Ehl-i Beyt’inden olduğu, yedi sene hükümet edeceği, yeryüzünü adaletle dolduracağı, İsa aleyhi’s-selâm çıkıp Deccal’ı öldürmekte ona yardım edeceği, Mehdi’nin bu ümmete imamlık yapacağı ve İsa aleyhi’s-selâm’ın onun arkasında namaz kılacağına dair hadisler -teferruatıyla birlikte- mütevatirdir.”
    2- Suyuti “el Havi Li-l Fetava” ve “el Fevaid-ül Mutekasire Fi-l Ahadis-il Mutavatire” adlı kitaplarında aynı şeyi yazmaktadır.
    3- Şeblenci “ Nur-ul Ebsar” adlı kitabında şöyle yazıyor:
    “Peygamber-i Ekrem’den, Mehdi’nin onun Ehl-i Beyt’inden olduğu, yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İsa’ya Deccal’ı öldürmekte yardım edeceğine dair gelen hadisler mütevatirdir.”
    4- Muhammed bin Resul el Berzenci, “el-İşae li Eşrat-is Sae” adlı kitabının 87. sayfasında şunları yazıyor:
    “Mehdi’nin varlığı, ahir zamanda çıkacağı, Resulullah’ın öz soyundan olup, Fatıma’nın evlatlarından olduğu hususu mânen tevatür haddine ulaşmıştır; dolaysıyla bunları inkar etmek anlam taşımaz.”
    5- Muhammed bin Hasan el Asfevi, “Menakıb üş Safiiyye” adlı kitabında şöyle yazıyor:
    “Resulullah’dan bize ulaşan Mehdi ile ilgili ve Mehdi’nin onun Ehl-i Beyt’inden olduğunu belirten rivayetler tevatür haddine ulaşmıştır.”
    6- Ahmed bin Zeyni Dehlan eş Şafii, “el Futuhat-ül İslamiyye” adlı kitabında şöyle yazıyor:
    “Mehdi’nin zuhurunun zikrolunduğu hadisler çok sayıda olup mütevatirdir. Bunların içerisinde sahih, hasen ve zayıf olanlar vardır. Gerçi bu hadislerin zayıf olanları daha fazladır, ancak sayılarının çok oluşu ve onları tahric edenlerinin fazla oluşu nedeniyle bunlar birbirlerini takviye etmekteler. Dolayısıyla bu hadislerin toplamından insana yakin gelir. Şu kadarı kesindir ki, Mehdi zuhur edecek ve o Fatıma’nın neslindendir ve o yeryüzünü adaletle dolduracaktır.”
    Sözün kısası, İmam Mehdi hakkında gelen hadislerin mütevatir olduğunu belirten Sünni alimleri çok fazladır. Bizim onların hepsinin sözlerini burada nakletmemiz uzun süreceğinden sadece onlardan bazılarının isimlerine işaret etmekle yetiniyoruz.
    7- El-Hafız Muhammed bin Hüseyin El Abiri Menakib-uş Şafii adlı kitabında
    8- Şeyh Muhammed bin Ahmed es-Sefarini el-Hanbeli El-Levaih adlı kitabında
    9- Seyyid Muhammed Sıddık Hasan el Kunuci el Buhari El İzae lima Kana ve Ma Yekunu Beyne Yedeyis Sae adlı kitabında
    10- Ebu Abdullah Muhammed bin Cafer el Kattani el Maliki Nazm-ul Mütenasir Fi-l Hadis il Mütevatir adlı kitabında
    11- İbn-i Hacer el Heytemi es Savaik ul Muhrika adlı kitabında, s. 165.
    12- Şeyh Muhammed el Haneri el Mısri İthafu Ehl-il İslam adlı kita-bında.
    13- Şeyh Muhammed es-Sabban İs’af-ur Rağibin adlı kitabında, s. 140.
    14- Es-Suveydi Sebaik uz Zehep adlı kitabında, s. 78.
    15- Şeyh Abdulhak Sünen-i Tirmizi’nin hamişesinde (c. 2, s. 46, Dehli baskısı)
    16- Şeyh Mansur Ali Nasif Gayet-ul Me’mul adlı kitabında c. 5, s. 382
    15- Kadı Muhammed bin Ali Eş Şavkani Et Tevzih Fi Ma Cae fi-l Mehdi adlı kitabında.
    16- Şeyh Muhammed Zahid Kevseri Nazrat-un Abire adlı kitabında. O bu hususta şöyle demiştir:
    “Mehdi, Deccal ve Mesih’le ilgili hadislerin tevatür haddine ulaştığı konusuna gelince bu, hadis ilmi alimleri arasında şüphe edilmeyen bir konudur.”
    17- Abdulvahhab Abdullatif es Savaik-ul Muhrika’nın hamişinde.
    Bu gerçeği kabul eden büyük alimlerin sayısı oldukça çok; ama söz fazla uzamasın diye bu kadarıyla yetiniyoruz.
    Alimlerin kabul ettiği diğer bir gerçek de bütün Müslümanların Hz. Mehdi’nin zuhur edeceğinde ittifak etmiş olmalarıdır.
    Suveydi Sabaik-uz Zeheb adlı kitabında (s. 78) şöyle yazıyor:
    “Ulema şunda ittifak etmişlerdir ki, ahir zamanda Mehdi kıyam edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Mehdi ve zuhuru ile ilgili hadisler pek çoktur.”
    Şeyh Mansur Ali Nasif Et Tac-ul Cami Li-l Usul fi Ehadis-ir Resul ad-lı kitabın hamişinde olup bu kitabın şerhi olan Gayet-ul Ma’mul’da (c. 5, s. 310) şöyle yazıyor:
    “Seleften halefe ulema arasında şu konu meşhurdur ki, ahir zamanda Ehl-i Beyt’ten Mehdi ismini taşıyan bir kişi zuhur edecek ve İslam beldelerinin hakimi olacak; Müslümanlar ona tabi olacaklar o Müslümanlar arasında adaletle davranacak ve dini teyit edecektir. Ondan sonra da Deccal zahir olacak ve İsa aleyhi’s-selâm inip onu öldürecek veya İsa Mehdi ile onu öldürmekte yardımlaşacaktır. Mehdi ile ilgili hadisleri ashabın seçkinlerinden bir grup rivayet etmiştir. Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mace, Taberani, Ebi Yala, el Bazzaz, İmam Ahmed ve Hakim gibi büyük muhaddisler (r.a) de bu hadisleri tahric etmişlerdir. İbn-i Haldun gibi bu hadisleri tazif edenler ise şüphesiz hata etmektedirler. İsa’dan gayri Mehdi yoktur’a dair nakledilen rivayete gelince; Beyhaki ve Hakim ve diğerlerinin de belirttiği üzere bu zayıf bir rivayettir.”
    Gerçekte İsmaili Şiası olan Fatımi hükümdarlarına muhalefet amacıyla Hz. İmam Mehdi ile ilgili hadislerin bir kısmında şüphe uyandırmaya çalışan İbn-i Haldun dahi Mehdi İnancının İslam’ın doğuşundan bu yana asırlar boyunca bütün Müslümanların kabul ettiği bir inanç olduğuna itiraf etmektedir. O, Mukaddime adlı kitabının 367. sayfasında şunları yazıyor: “Bil ki, asırlar boyunca bütün Ehl-i İslam içerisinde şu meşhur olmuştur ki, ahir zamanda Ehl-i Beyt’ten olan bir kişi zuhur edecek, dinin teyit edip adaleti egemen kılacak ve Müslümanlar ona tabi olacaklardır. O Müslüman ülkelerin hakimi olacaktır ve onun ismi Mehdi’dir.”
    Allame Ebu Tayyip el-İzae Lima Kane ve Ma Yekunu Beyne Yedeyi-s Sae adlı kitabında şöyle yazıyor: “Mehdi ahir zamanda zuhur edecektir ve onu inkar etmek büyük bir küstahlık ve sapıklıktır.”
    Büyük Ehl-i Sünnet alimlerinden konuyu tahkiki olarak ele alan her alim aynı sözleri söylemiştir. Biz konunun fazla uzamaması için bu kadarıyla yetiniyoruz.
    İmam Mehdi hakkında gelen hadisleri Ehl-i Sünnet’in yüzlerce büyük ve muteber alimi kendi hadis, tefsir, kelam, irfan, tarih, biyografi ve lügat kitaplarında tahric etmişlerdir. Örnek olarak onlardan bazılarını aşağıda zikrediyoruz:
    1- Buhari Sahihinde.
    2- Müslim Sahihinde.
    3- Buhari Et Tarih-ul Kebir adlı kitabında.
    4- Ebu Davud Süneninde.
    5- İbn-i Mace Süneninde.
    6- Hakim Müstedrekinde.
    7- Ahmed bin Hanbel Müsnedinde.
    8- Tirmizi Sahihinde.
    9- İbn-i Kesir, El-Bidaye ve-n Nihaye adlı kitabında.
    10- İbn-i Kesir Nihayet-ul Bidaye adlı kitabında.
    11- Yine El Kavl-ül Müstahsan adlı kitabında.
    12- Hatip Mişkat-ul Mesabih adlı Kitabında.
    13- Zehebi Mizan-ul İtidal adlı kitabında.
    14- Yine Tezkiret-ul Huffaz adlı kitabında.
    15- Yine Lisan-ul Mizan adlı kitabında.
    16- Yine Tarih-ul İslam adlı kitabında.
    17- Yine Telhis-ul Müstedrek adlı kitabında.
    18- Genci Kifayet-ut Talip adlı kitabında.
    19- Yine El-Beyan adlı kitabında.
    20- Muttaki Kenz-ul Ummal adlı kitabında.
    21- Yine Muntehab-u Kenz-ul Ummal adlı kitabında.
    22- Ebu Nuaym Hilyet-ul Evliya adlı kitabında.
    23- Yine Ahbar-ı İsbahan adlı kitabında.
    24- Muhibbuddin Taberi Zehair-ul Ukba adlı kitabında.
    25- Yine Er-Riyaz-un Nazıra adlı Kitabında
    26- Hamevi Meşarik-ul Envar adlı kitabında.
    27- İbn-ül Mağazili el Manakıp adlı kitabında.
    28- Es Semani er Risalet-ul Kavmiyye adlı kitabında.
    29- El Cuveyni Feraid-us Simtayn adlı kitabında.
    30- Yusuf bin Yahya İkd-ud Dürer adlı kitabında.
    31- Yine el-Bed’u ve-t Tarih adlı kitabında.
    32- Beyhaki el-İtikad adlı kitabında.
    33- Yine el-Ba’s ve-n Nuşur adlı kitabında.
    34- Hamidi el-Cem’u Beyn-es Sahiheyn adlı kitabında.
    35- Heysemi Mecma-uz Zevaid adlı kitabında.
    36- Ed-Doabi el-Kuna ve’l Esma adlı kitabında.
    37- Taberani el-Mucemu-s Sağir adlı kitabında.
    38- Taberi Tefsirinde.
    39- Harezmi El-Menakıp adlı kitabında.
    40- Hatip Tarih-i Bağdad adlı kitabında
    41- İbn-ül Esir en Nihaye adlı kitabında.
    42- Askalani el-İsabe adlı kitabında.
    43- Yine Lisan-ul Mizan adlı kitabında.
    44- Yine Tehzib-ut Tehzip adlı kitabında.
    45- İbn-i Asakir Tarih-i Dimeşk adlı kitabında.
    46- İbn-i Ebi-l Hadid Nehc-ul Balağa’nın Şerhi’nde.
    47- Sa’lebi Tefsirinde.
    48- İbn-ul Esir Üsd-ül Gabe adlı kitabında.
    49- Semhudi Cevahir-ul İkdeyn adlı kitabında.
    50- Diyarbekri Tarih-ul Hamis adlı kitabında.
    51- İbn-ül Cevzi Tezkire adlı kitabında.
    52- İbn-i Hallikan Vefeyat-ul A’yan adlı kitabında.
    53- İbn-i Tolun Şuzurat-uz Zehebiyye adlı kitabnda.
    54- Muhammed bin Talha Matalib-us Seul adlı kitabında.
    55- İbn-i Hacer Heytemi es-Savaik-ul Muhrika adlı kitabında.
    56- Yine el Kavl-ül Muhtasar adlı kitabında.
    57- İbn-i Hacer-il Mekki el Fetave Hadise adlı kitabında.
    58- Suyuti el-Cami-us Sağır adlı kitabında.
    59- Yine el-Havi li-l Fetava adlı kitabında.
    60- Yine Neşr-ul Alemeyn adlı kitabında.
    61- El Bağavi Mesabih-us Sünne adlı kitabında.
    62- Nalusi Zehair-ul Mevaris adlı kitabında.
    63- İbn-ud Dubbi Temyiz üt Tayyip adlı kitabında.
    64- Yine Teysir-ul Vusul adlı kitabında.
    65- Şablenci Nur-ul Ebsar adlı kitabında.
    66- Muhammed Mubin el Hindi Vesilet-un Necat adlı kitabında.
    67- Balevi Buğyet-ul Müsteşidin adlı kitabında.
    68- El-Arif Abdurrahman Mir’at-ul Esrar adlı kitabında.
    69- Seyyid Abbas El Mekki Nüzhet-ul Celis adlı kitabında.
    70- El konduzi Yenabi-ul Mevedde adlı kitabında.
    71- El Bedehşi Miftah-un Necat adlı kitabında.
    72- Abdürrahman Deşti Şevahid-ün Nübüvvet adlı kitabında.
    73- Muhammed Hace Parsa Fasl-ül Hitap adlı kitabında.
    74- Şeyh Abdulhak Eşi’et-ül Lemaat adlı kitabında.
    75- İbni Teymiyye Minhac-üs Sünnet adlı kitabında
    76- İbn-i Sabban İs’af-ur Rağibin adlı kitabında.
    77- El Menavi Kunuz-ül Hakaik adlı kitabında.
    78- Yine İnsan-ul Uyun adlı kitabında
    79- En Nebhani Feth-ul Kebir adlı kitabında.
    80- Yine Eşref-un Nebi adlı kitabında.
    81- Yine Levahir-ul Bihar adlı kitabında.
    82- En-Nasani Tarih-ur Rikka’ye yazdığı talikada.
    83- El-Azizi es-Sirac-ul Munir adlı kitabında.
    84- İbnül Arabi el-Fütuhat-ul Kebire adlı kitabında.
    85- Yine Muhazeret-ul Ehvar adlı kitabında.
    86- El-Kurtubi Tezkire adlı kitabında.
    87- Ebu-l Ala el-Attar el-Erbain adlı kitabında.
    88- Abdulvahhab Şa’rani Munteser-ut Tezkire adlı kitabında.
    89- Şeyh Abdulhak Şerh-ul Mişkat adlı kitabında.
    90- İbn-i Manzur Lisan-ul Arap adlı kitabında.
    91- Zeyni Dahlan es-Siret-un Nebeviyye.
    92- Şeyh Hasan Neccar El-Esrar adlı kitabında.
    93- El Berzenci el-İşae Fi Eşrat-is Sae adlı kitabında.
    94- En Nevevi Nihayet-ul İrb adlı kitabında.
    Ve daha nice Ehl-i Sünnet’in büyük alimleri.
    Şimdi İmam Mehdi ile ilgili adı geçen kitaplarda nakledilen hadisler-den bir kaç örnek verelim. Bu hadislerin senetlerini de zikredip senet-lerinin sıhhati açısından onları incelemek bu makaleyi aştığından biz sadece hadisin yer aldığı kitap ve hadisi Hz. Resulullah’dan rivayet eden şahsın ismini vererek nakledeceğiz:

    1- Sahih-i Tirmizi, c. 2, s. 46;
    Abdullah’dan:
    Şöyle demiştir: Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih dedi ki: “Araplara benim Ehl-i Beyt’imden ismi benim ismim olan bir kişi hakim olmadıkça dünya sona ermeyecektir.”Tirmizi dedi: Aynı anlamda Hz. Ali, Ebu Said, Ümmü Seleme ve Ebu Hureyre den de hadis rivayet edilmiştir. Ve bu hasen ve sahih bir ha-distir.
    Bu hadisi Ahmed bin Hanbel Müsned’inin 1. cildinin 576. sayfasında nakletmiştir.

    2- Sahihi Tirmizi, c. 2, s. 46;
    Abdullah’dan:
    Şöyle demiştir: Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Benim Ehl-i Beyt’imden ismi benim ismimle aynı olan bir kişi hükümdarlığa kavuşacaktır.” Asim ve Ebu Salih, Ebu Hureyre’den rivayet etmişler-dir ki Resulullah şöyle dedi: “Eğer dünyanın ömründen sadece bir gün dahi kalsa Allah o günü benim Ehl-i Beyt’imden benim ismimi taşıyan bir kişinin hakim olması için uzatacaktır.”
    Bu hadisi Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde, c. 1, s. 376, tahric etmiştir.

    3- Sahih-i Tirmizi, c. 2, s. 46;
    Ebu Said Hudri’den:
    Şöyle demiştir: Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’den sonra bazı olayla-rın vuku bulmasından korktuk ve durumu Resulullah’a sorduk, Resulullah şöyle buyurdu: “Mehdi benim ümmetimdendir, çıkıp beş, yedi veya dokuz (yıl) yaşayacaktır.”
    Zeyd-üş Şak diyor Resulullah’a beş, yedi ve dokuz nedir diye sorduk: Resulullah “Bunlar yıllardır” buyurdu. Sonra da şöyle buyurdu: “O’nun yanına bir kişi gelip “Ey Mehdi bana ver” diyecek, Mehdi el-bisesinde taşıyabileceği kadar ona mal verecektir.”
    Tirmizi daha sonra şunları kaydediyor: “Bu hadis hasendir. Bu hadis, bir kaç senetle Ebu Said Hudri aracılığıyla Resulullah’dan rivayet edilmiştir. Bu hadisi Ahmed bin Hanbel Müsned’inde c. 2, s. 21’de kendi senediyle Ebu Said Hudri’den rivayet etmiştir. Yine bu hadisi et Tac-ul Cami Li-l Usul’un, c. 5, s. 364’te de rivayet edilmiştir.

    4- Sahih-i Ebi Davud, c. 2, s. 207;
    “Ali aleyhi’s-selâm’dan:
    Şöyle dedi: “Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Eğer zamandan sadece bir gün kalsa bile, Allah, benim Ehl-i Beyt’imden bir kişiyi gönderecek, o yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak-tır.”Bu hadis Yenabi-ul Mevedde’nin 432. sayfasında ve Nur’ul Ebsar’ın 154. sayfasında rivayet edilmiştir. Onu Ahmed ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir.

    5- Sahih-i Ebi Davud, c. 2, s. 207;
    Abdullah’tan:
    Şöyle demiştir: Nebiyyi Ekrem sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Dünya-nın ömrü, Araplara benim Ehl-i Beyt’imden ismi benim ismim olan bir kişi hakim olmadan sona ermez.”
    Bu hadisi Ahmed bin Hanbel de kendi Müsned’inde, c. 1, s. 377’de ve ayrı bir senetle de c. 1, s. 430’da rivayet etmiştir.

    6- Sahih-i Ebi Davud c. 2, s. 207;
    “Ümmü Seleme’den:
    Şöyle dedi: “Resulullah’ın şunları buyurduğunu duydum: “Mehdi benim itretimden ve Fatıma’nın soyundandır.”
    Bu hadisi İbn-i Mace de kendi Süneninde Mehdi’nin hurucu bölü-münde Said bin Musayyip aracılığıyla Ümmü Seleme’den rivayet et-miştir. Yine bu hadis et-Tac-ul Cami Li-l Usul, c. 5, s. 364’te, Mesabih’us Sünne kitabının kıyamet alametleri bölümünde, İs’af-ur Rağibin kitabında, s. 134’te, Yanabi-ul Mevedde kitabında s. 432’de ve Müntahabu Kenz-il Ummal kitabında c. 6, s. 30’da da rivayet edil-miştir. Ayrıca bu hadisi Müslim, Nesai, İbn-i Mace ve Beyhaki de ri-vayet etmişlerdir.

    7- Sahih-i Ebi Davud c. 2, s. 208;
    Ebu Said Hudri’den:
    Şöyle dedi: Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Mehdi benden-dir. Anlı geniş burnu çekiktir. O yeryüzünü zulüm ve tecavüzle doldu-ğu gibi eşitlik ve adaletle dolduracaktır.”
    Bu hadisi Hakim de el Müstedrek adlı kitabında, c. 4, s. 557’de rivayet etmiştir. Bu hadisi et-Tacul Cami Li-l Usul kitabında, c. 5, s. 364’te Ebu Davud ve Tirmizi’den tahric etmiştir. Nur’ul Ebsar kitabında, s. 154’te ve Münteheb-u Kenz-ul Ümmal kitabının c. 6, s. 30’da da bu hadis rivayet edilmiştir. Ayrıca bu hadisi Taberani kendi Mu’cam’inde rivayet etmiştir.

    8- Sahih-i Buhari’nin İsa’nın Nüzulü böl.;
    Ebu Hureyre’den:
    Şöyle dedi: Resulullah buyurdu ki: “Meryem’in oğlu size indiği ve İmamınız da sizden olduğu zaman.” Bu hadisi Müslim de kendi Sahi-hi’nin İsa’nın nüzulü bölümünde rivayet etmiştir. Ayrıca bu hadis Yenabi-ul Mevedde kitabında, s. 432’de Metalib-us Seul kitabının 12. Bölümünde ve Gayet-ul Meram kitabının ikinci bölümünde de rivayet edilmiştir.

    9- Sahih-i İbn-i Mace, c. 2, Mehdi’nin hurucu böl.;
    Hz. Ali aleyhi’s-selâm’dan:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Mehdi biz Ehl-i Beyt’endir Allah onun işini bir gecede düzeltecektir.” Aynı hadisi Münteheb-u Kenz’il Ummal’ın c. 6, s. 30’da. Hz. Ali aleyhi’s-selâm’dan rivayet etmiştir.
    Bu hadisi el-Cami-us Sağir kitabında, c. 3, s. 924’te rivayet etmiş ve şöyle demiştir. Bu hadisi Ahmed ve İbn-i Mace de Ali’den tahric et-miş ve doğrulamıştır. Yine bu hadis Yenab-ul Mevedde kitabının 488 sayfasında ve Cevahir-ul İkdeyn kitabının 432. sayfasında rivayet edilmiştir. Bu hadis el-Burhan fi Alamat-i Mehd-i Ahir-iz zaman kita-bının 2. Bölümünde de yer almaktadır. Ayrıca el Beyan kitabında bu hadisi Ebu Nuaym el Hafız’ın Menakib-ul Mehdi kitabında ve Taberani’nin Mucem’ul kabir kitabında da tahric ettiklerini yazdıktan sonra şöyle demiştir: Bu senetleri birbirinin yanına koyup hafızların onu kendi kitaplarında rivayet etmelerini nazara aldığımızda onun sa-hih bir hadis olduğuna dair insanda yakin oluşuyor.

    10- Sahih-i İbn-i Mace c. 2, Mehdi’nin hurucu böl.;
    Enes bin Malik’den:
    Şöyle demiştir: Ben Resulullah’ın sallâ’llâhu aleyhi ve alih şöyle buyurduğunu duydum: “Biz Abdulmuttalip oğulları cennet ehlinin büyükleriyiz; ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi.” Bu hadisi, Ebu Nuaym, Salebi, El Erbain kitabının yazarı, Hamvini, Hakim ve Deylemi de tahric etmişlerdir. Bu hadisi İbn-i Hacer es Savaik-ul Muhrika’nın 309. sayfasında rivayet etmiştir. Yine El Beyan kitabında kendi senediyle Enes’den rivayet etmiştir. Zehair-ül Ukba kitabının bi-rinci bölümünün Menakib-i Abdulmuttalib bölümünde de Enes’ten ri-vayet etmiştir. Ayrıca bu hadisi İbn-i Sirin’in de tahric ettiğini belirt-miştir. Bu hadisi Gayet-ul Meram kitabında Tefsir-i Salebi’den rivayet etmiştir.

    11- Müsned-i Ahmed bin Hanbel, c. 3, s. 28;
    Ebu Said’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Yeryüzü zulüm ve tecavüzle dolacaktır. Sonra benim itretimden olan bir kişi çıkacak yedi veya dokuz yıl hakim olacak, işte o yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır.” Bu hadisi Müstedrek-us Sahiheyn de, c. 4, s. 558’de tahric etmiştir.

    12- El Müstedrek Ale-s Sahiheyn c. 4, s. 465;
    Ebi Sadi Hudri’den:
    Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem buyurdu ki: “Ahir zamanda ümmetime kendi padişahlarından taraf kendinden daha büyük olanı işitilmeyen bir bela inecek, hatta yeryüzü bu genişliğine rağmen onlara dar gelecek ve yeryüzü zulüm ve tecavüzle dolacak, öyle ki mümin insan zulümden sığınacak bir barınak bulamayacak. Bu sırada Allah Teala benim itretimden olan bir kişiyi mebus kılacaktır. O yeryüzünü zulüm ve tecavüzle dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Ondan gökte yaşayan da razı olacak yerde yaşayan da. Bu zamanda yer kendi tohumundan hiç bir şey gizlemeyip hepsini çıkaracaktır. Gök de yağmurundan hiç bir şey saklamayıp hepsini bol bol yere dökecektir. Mehdi onların arasında yedi, sekiz veya dokuz sene yaşayacaktır. O zamanda yaşayanlar, Allah’ın yer halkına ihsanda bulunduğu hayırlardan dolayı ölülerin dirilmelerini arzu edecekler.”
    Hakim bu hadisin senet açısından sahih bir hadis olduğunu ancak Buhari ve Müslim’in onu tahric etmediklerini söylemiştir. Bu hadisi İbn-i Hacer es Savaik-ul Muhrika’da da rivayet etmiştir. Yine İs’af-ur Rağibin, s. 134’te ve Yenabi-ul Mevedde, s. 341’de de rivayet edilmiş-tir. Yine bu rivayeti Taberani kendi Mucem’inde ve Hafız Ebu Nuaym Menakib’ul Mehdi adlı kitabında rivayet etmişlerdir.

    13- Müsned-i Ahmed bin Hanbel, c. 3, s. 37;
    Ebu Said Hudri’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Sizi Mehdi ile müjdeliyorum, o ümmetimin karışıp tam bir ihtilaf içerisinde olduğu bir zamanda mebus olacaktır. Yeryüzünü -tecavüz ve zulümle dolduğu gibi- eşitlik ve adaletle dolduracaktır. Göğün ehli de ondan razı olacak yerin ehli de. Malı doğru olarak bölecektir.” Bir kişi “Doğru olarak ne demektir” diye sordu. Resulullah: “Halk arasında eşit olarak bölecektir.” buyurdu. Sonra Resulullah şöyle buyurdu: “O zamanda Allah Muhammed ümmetinin kalbini zenginlikler ile dolduracaktır ve adaleti onların hepsini kapsayacaktır, hatta nida eden bir kimse, mala ihtiyacı olan var mıdır? diye nida edecek, bir kişiden gayri kimse kalkmayacaktır. Bunun üzerine ona git hazinedara de ki, Mehdi sana mal vermesini söyledi. Hazinedar ona seç diyecek, adam onu kendi evine getirip açınca pişman olup ben Muhammed’in ümmetinin en ihtiraslısı mı oldum yoksa, onlara yeterli olan bana kifayet etmedi mi diyecek?" Sonra şöyle buyurdu: “Bunun üzerine o malı geri getirecek, ancak ondan alınmayacak ve biz verdiğimiz bir şeyi geri almayız denilecektir.” Yedi, sekiz veya dokuz sene böylece devam edecektir, bundan sonrasında artık yaşantının bir hayrı yoktur.”
    Buna benzer bir rivayeti de Ahmed Müsned’inde c. 3, s. 52’de ayrı bir senetle rivayet etmiştir. Müntehab-ul Kenz’ul Ummal kitabının c. 6, s. 29’da Ahmed yoluyla Ebu Said Hudri’den şu rivayeti nakletmiştir: “Müjde olsun size Mehdi’den o Kuryeş’ten ve benim öz soyumdan olan bir kişidir.” Bu hadis Nur’ul Ebsar, s. 155 ve Yenabi’ul Meveddet, s. 469 da ve es Savaik’ul Muhrika’da da rivayet edilmiştir.

    14- Tezkiret-ul Havas, 6. Böl.;
    Hz. Emir-ul Müminin Ali aleyhi’s-selâm’ın hutbe okurken şöyle buyur-duğunu yazıyor:
    “....Bizler göklerin ve yerin nurlarıyız, bizler kurtuluş gemileriyiz, giz-li ilimler bizde saklıdır. İşlerin dönüşü bizedir. Mehdi ile insanlara hüccet tamamlanacaktır. O İmamların sonuncusudur. O ümmetin kur-tarıcısıdır. O nurun sonudur. O ağır sırdır. Ne mutlu bizim ipimize sa-rılıp bizim muhabbetimizle haşrolunan kimseye.”

    15- Mecma-uz Zevaid, c. 7, s. 317
    Ebu Said Hudri’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah’ın şöyle buyurduğunu duydum: "Ümmetimden bir kişi çıkacak, o benim sünnetimi beyan edecek, Allah onun için gökten yağmur yağdıracak ve Allah onun için yerdeki bereketini yeşertecek. Onunla yeryüzünü zulüm ve tecavüzle dolduğu gibi eşitlik ve adaletle dolduracaktır. O bu ümmete yedi yıl hakim olacak ve Beyt-ul Makdis’e inecektir.”
    Mecma-uz Zevaid’in yazarı daha sonra şöyle yazıyor: Bu hadisi Tirmizi ve İbn-i Mace de özel olarak rivayet etmişler-dir. Ayrıca bunu Taberani de el-Evsat adlı kitabında rivayet etmiştir.

    16- Et Tedvin, c. 2, s. 84;
    Ebu Said Hudri’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Ümmetime benim Ehl-i Beyt’imden bir kişi emir olacaktır. O Yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır. O yedi sene hakim olacaktır.”

    17- El Havi Li-l Feteva, c. 2, s. 77;
    Ebu Said Hurdi’den:
    Şöyle demiştir: Nebiyyi Ekrem buyurdu ki: “Arıların kendi kraliçeleri-ne sığındıkları gibi ümmetim de Mehdi’ye öylece sığınacaktır. O yer-yüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır. Öyle ki halk ilk dönemde oldukları gibi olacaklar, uykuda olan uyandırılmayacak ve bir kan dökülmeyecektir.”

    18- Üsd-ül Gabe, c. 1, s. 239;
    Kays bin Cabir babasından o da ceddinden
    Şöyle demiştir: Resulullah şöyle buyurdu: “Benden sonra halifeler, ha-lifelerden sonra da emirler, emirlerden sonra da zalim padişahlar ola-caktır. Sonra da benim Ehl-i Beyt’imden biri çıkıp yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır.”
    Bu hadisi diğer Ehl-i Sünnet ki-taplarında da rivayet etmişlerdir. Bunlardan el-Erbaine Hadis Fi Zikr-il Mehdi kitabında 37. Hadis olarak, Müntehab-u Kenz-il Ummal, c. 6, s. 30; el-Beyan fi Ahbarı Sahib-iz Zaman, s.98; el Havi Li-l Feteva, c. 2, s. 64; el-Cami-us Sağir, c. 2, s. 33; Feth-ul Kebir, c. 2, s. 164 ve di-ğer bir çok kitaplarda rivayet olunmuştur.

    19- Es Savaik-ul Muhrika, s. 98;
    Ruyani, Taberani ve diğerleri şu rivayeti tahric etmişlerdir ki; “Mehdi benim evlatlarımdandır. Onun yüzü parlak bir yıldız gibidir. Rengi Arap rengidir. Cismi ise Beni İsrail cismi gibidir. Yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır. Onun halifeliğinden göğün ehli de yerin ehli de ve hatta gökteki kuşlar da razı olacaktır. O yirmi sene hakim olacaktır."
    Bu hadisi bir çok Ehl-i Sünnet kitabında rivayet etmişlerdir. Bunlardan Tarih-ul İslam, c. 1, s. 156; el-Fusul-ul Mühimme, s. 275; el-Havi Li-l Fetava, c. 2, s. 66; el-Camis Sağir, c. 2, s. 579; Zehair-ul Ukba, s. 16; Lisan-ul Mizan, c. 5, s, 23; el-Fetavel Hadise, s. 28, Cevahir-ul İkdeyn, s. 433 ve diğer bir çok kitapları zikredebiliriz.

    20- Tezkiret-ul Havass, s. 204;
    Abdullah bin Ömer’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Ahir'uz-zamanda benim evlatlarımdan bir kişi çıkacak, onun ismi benim ismim ve künyesi de benim künyem gibidir. O yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle doldura-caktır. İşte Mehdi oldur.”
    Mezkur kitabın yazarı daha sonra şöyle devam ediyor: “Bu hadis meşhur bir hadistir. Bu hadisin benzerini Ebu Davud ve Zuhari Ali aleyhi’s-selâm’dan tahric etmişlerdir. Onda; “Eğer dünyanın ömründen yalnızca bir gün kalmış olsa bile Allah benim Ehl-i Beyt’imden birini gönderecek ve o yeryüzünü adaletle dolduracaktır.” ibaresi de vardır. Bu hadisi de bir çok Ehl-i Sünnet kitapları rivayet etmiştir.
    Bunlardan Minhac-üs Sünne, c. 4, s. 211; el-Füsul-ul Mühimme, s. 274; İkdud Dürer ve diğer kitapları zikredebiliriz.

    21- Mecma-uz Zevaid c. 7, s. 316;
    Ebu Hureyre’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’in yanında Mehdi’den bahsedildi. Bunun üzerine Resulullah buyurdu ki:
    “Eğer az olsa yedi, az olmazsa sekiz veya dokuz yıl hakim olacak ve o yeryüzünü zulüm ve tecavüzle dolduğu gibi adalet ve eşitlikle doldu-racaktır.”
    Bunu Bezzaz da rivayet etmiştir ve bunun senedinde bulunan kişiler tümüyle güvenilir insanlardırlar.

    22- El-Beyan Fi Ahbar-ı Sahib-uz Zaman, s. 96;
    Abdurrahman bin Avf, babasından:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Allah benim itretimden ön dişleri aralı ve alnı açık olan bir kişiyi meb’us kılacaktır; o yeryüzünü adaletle dolduracak ve malı bol bol dağıtacaktır.”
    Bu hadis diğer birçok Ehl-i Sünnet kitabında da nakledilmiştir. Bun-lardan el-Havi li-l Fetava, c. 2, s. 63; es-Sevaik-ul Muhrika, s. 98, Meşarik-ul Envar, s. 15, el-Feteve-l Hadise, s. 29 ve Galiyet-ul Mevaiz, c. 1, s. 83’ü zikredebiliriz.

    23- Sünen-ul Mustafa, s. 517
    Abdullah’dan:
    Şöyle demiştir: “Biz Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’in yanındaydık, bu sırada bir grup Beni Haşim gençleri geldi. Nebiyy-i Ekrem onları görünce alnı beyazlaştı, gözleri doluverdi ve rengi değişti. Ben “Yüzünüzde bizi üzen bir şeyi görüyoruz” dedim. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: “Biz öyle bir Ehl-i Beyt’iz ki, Allah bizim için dünya yerine ahireti seçmiştir. Benim Ehl-i Beyt’im benden sonra bela, zu-lüm ve sürgünle karşılaşacaktır. Ta ki doğu tarafından siyah bayraklar taşıyan bir kavim gelecek, hayrı talep edecekler, ama onlara verilmeyecektir, bunun üzerine savaşacak ve galip gelecekler, bu durumda on-lara istedikleri şey verilecektir, artık onlar bunu kabul etmeyecekler. Taki onu benim Ehl-i Beyt’imden olan bir kişiye teslim edecekler; o yeryüzünü, diğerleri zulümle doldurdukları gibi eşitlikle dolduracaktır. Her kim sizden onu görürse karın üzerinde sürünerek bile olsa gidip ona katılsın.”
    Bu hadis de birçok Ehl-i Sünnet kitabında rivayet edilmiştir. Bunlar-dan, es-Savaik-ul Muhrika, s. 237; Nihayet-ul Bidaye, c. 1, s. 41; el-Beyan fi Ahbar-ı Ahir zaman, s. 314; el-Füsul-ül Mühimme, s. 276; Müntehab-u Kenz-il Ummal, c. 6, s. 30; Zehair-ul Ukba, s. 17; Mizan-ul İtadal, c. 2, s. 35; el-Havi Li-l Fetava, c. 2, s. 60; Yenabı-ul Mevedde, c. 3, s. 89; Rumuz’ul Ehadis, s. 135 kitaplarına işaret edebi-liriz.

    24- Yenabi-ul Mevedde, s. 448
    Huzeyfe bin Yemani’den:
    Resulullah’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Zalim padişahlardan göre-cekleri zulümlerden yazıklar olsun bu ümmete! Müslümanlardan onla-ra itaat etmeyenler öldürülecek veya (vatanlarından) uzaklaştırılacak-lar. Bu durumda takvalı mümin diliyle onlara hoş görünüp kalbiyle on-lardan kaçacaktır. Allah Teala tekrar İslam’ın izzetini iade etmeyi ira-de ettiğinde bütün inatçı zalimleri yok edecektir. O her şeye kadirdir. Allah bu ümmeti fesada çekildikten sonra tekrar ıslah edecektir. Ey Hüzeyfe, eğer dünyadan yalnızca bir gün kalmış olsa bile Allah o günü benim Ehl-i Beyt’imden bir kişinin hükümdarlığa kavuşması için uzatacak ve İslam’ı muzaffer kılacaktır. O, vaadine hilaf etmez; O, vaadini gerçekleştirmeye kadirdir."
    El-Burhan fi Alamat-ı Mehdi-yi Ahir-iz Zaman kitabının ikinci bölü-münde de bunun benzeri bir hadisi rivayet edilmiştir.

    25- El-Beyan;
    Ali bin Ebu Talip’ten:
    Şöyle demiştir: “Resulullah’a “Mehdi biz Âl-i Muhammed’den midir yoksa başkalarından mıdır?” diye sordum. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: “Hayır, bizdendir. Allah dini bizimle başlattığı gibi bizimle de sona erdirecektir. İnsanlar bizimle şirkten kurtuldukları gibi bizimle de fitneden kurtulacaklardır. Allah onların kalplerini şirk düşmanlığından sonra bizimle birbirine yaklaştırdığı gibi bizimle de fitne düşmanlığından sonra kalplerini birbirine yaklaştırarak onları kardeş kılacaktır. Onlar şirk düşmanlığından sonra bizimle kardeş oldukları gibi fitne düşmanlığından sonra da bizimle kardeş olacaklardır.”
    Sonra el-Beyan kitabının yazarı şöyle yazıyor: “Bu hadis hasendir, onu huffaz alimler kendi kitaplarında rivayet etmişlerdir. Onu Taberani Mucem-ul Evsat adlı kitabında, Ebu Nuaym Hulyet-ul Evliya adlı kitabında ve Abdurrahman bin Hatem Evali adlı kitabında rivayet etmiş-lerdir.”

    26- el-Füsul-ül Mühimme, s. 275;
    İbn-i Abbas’tan
    Şöyle demiştir: “Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Mehdi cennet ehlinin tavusudur.”
    Bu hadis Kunuz-ül Hakaik kitabının Mim Harfi bölümünde, Nur-ul Ebsar’ın, sayfa 157 ve el-Beyan, 80. sayfasında da rivayet edilmiştir.

    27- El-Havi Li-l Fetava, c. 2, s. 62;
    Ebu Hureyre’den:
    Şöyle demiştir: “Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Kıyamet benim Ehl-i Beyt’imden bir kişi huruç etmedikçe kopmayacaktır. O, insanlar hakka dönünceye kadar onlarla savaşacaktır.” Ben, “Kaç sene hükümdar olacak?” diye sordum. Buyurdu: “Beş ve iki yıl.”
    Bu hadis Mecma-uz Zevaid c. 75, s. 315’te de rivayet etmiştir.
    28- El-Beyan Fi Ahbar-ı Ahir-iz zaman, s. 310;
    Ebu Eyyub-i Ensari’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah, Fatıma’ya buyurdu ki: “Nebi, nebilerin ha-yırlısıdır. O senin babandır. Şehidimiz, şehitlerin en hayırlısıdır. O babanın amcası Hamza’dır. Cennette iki kanadıyla istediği yere uçan bizdendir. O babanın amcası oğludur. Bu ümmetin iki torunu Hasan ve Hüseyin bizdendir. Onlar senin oğullarındır ve Mehdi bizdendir.”
    Bu hadisi Taberani de Mucam-us Sağir adlı kitabında rivayet etmiştir. Bu hadis el-Fütuhat-ul Kebire kitabında da mürsel olarak rivayet edilmiştir.
    Bunun benzeri bir hadis de birçok Ehl-i Sünnet kitabında Ali bin Hi-lal’den rivayet edilmiştir. Bunlardan Ebu Nuaym’in Erbain’i, 5. Ha-dis; Zehair-ul Ukba, s. 135; el-Havi Li-l Fetava, c. 2, s. 426; Miftah-un Necat, s. 18 gibi kitapları örnek olarak zikredebiliriz.

    29- Zehair-ul Ukba, s. 136;
    Hüzeyfe bin Yemani’den:
    Şöyle demiştir: Nebiyyi Ekrem buyurdu ki: “Eğer dünyadan yalnız bir gün kalsa bile Allah o günü benim evlatlarımdan ismi benim ismim gibi olan bir kişiyi meb’us kılmak için uzatacaktır.” Bunun üzerine Selman: “O, hangi oğlundandır ya Resulullah?” dedi. Resulullah: “Bu oğlumdan” diyerek eliyle Hüseyn’e dokundu.”
    Bu hadis birçok Ehl-i Sünnet kitabında rivayet edilmiştir. Bunlardan, Tezkiret-ul Kurtubi, s. 615; Mizan-ul İtidal, c. 2, s. 18; el-Füsul-ül Mühimme’yi s. 277; örnek olarak verebiliriz.

    30- el-Mucem-us Sağir, s. 150;
    Ebu Hureyre’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Bilin ki, benimle İsa bin Meryem arasında bir nebi yoktur. Sadece benden sonra ümmetimde halifem olan kimse gelecek ki, Deccal’ı öldürecek, haçı kıracak, cizye koyacak ve Allah’ın düşmanlarıyla savaşacaktır. Kim ona ulaşırsa, selamımı ona iletsin.”
    Bu hadis Sahih-i Tirmizi, c. 3, s. 232’de rivayet edilmiştir.

    31- Sahih-i Müslim, c. 1, s. 95;
    Cabir bin Abdullah’dan:
    Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem’in şöyle buyurduğunu duydum: “Kıyamete değin sürekli ümmetimden bir grup açıkça hak üzere savaşa-caktır.” Yine buyurdu: “Bu arada İsa bin Meryem nazil olacak, onların emîrleri: “Gel bize namaz kıldır” diyecek, İsa: “Hayır, sizin bazılarınız diğerlerinizin emîrlerisiniz; bu, Allah’ın bu ümmete mahsus kıldığı bir keramettir.” diyecek.”
    Bu hadis el-Cem’u Beyn-es Sahiheyn, c. 2, s. 423; Mesabih-üs Sünne, c. 2, s. 142; es-Savaik-ul Muhrika, s. 98’de rivayet edilmiştir.

    32- El-Havi Li-l Fetava, s. 82;
    Hüzeyfe bin Yemani’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Mehdi bir-den bakacak ki İsa bin Meryem saçtan su damlarcasına nazil olmuş. Bunun üzerine Mehdi ona, “Gel halka namaz kıldır” diyecek. İsa, “Senin için kamet getirilmiştir.” diyecek. Böylece benim evlatlarım-dan bir kişinin arkasında namaz kılacaktır.”
    Bu hadis de birçok Ehl-i Sünnet kaynağında rivayet edilmiştir. Yenab ul Mevedde, s. 433; es-Savaik-ul Muhrika, s. 98; Süneni İbn-i Mace, c. 9, s. 519; el-Havi Li-l Fetava, c. 2, s. 65, bu hadisi nakleden kitaplar-dandır.

    33- Ebu Nuaym, Erbain, 38. Hadis;
    Ebu Said Hudri’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Bizdendir o kimse ki İsa bin Meryem onun arkasında namaz kılacak.”
    Bu hadis birçok Ehl-i Sünnet kitabında rivayet edilmiştir. El-Cami-us Sağir, c. 2, s. 472; Sünen-ül Hüda, s. 573; Şeref-ün Nebi, s. 302; Yenabi-ul Mevedde, s. 187; Müsned’in Hamişinde basılan Kenz-ül Ummal, c. 6, s. 30, bunlardandır.

    34- El Havi Li-l Fetava, c. 2, s. 67;
    Afv bin Malik’den:
    Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem buyurdu ki: “Kapkaranlık olan fitne gelmektedir. Sonra da fitneler birbirini takip edecektir, ta ki Ehl-i Beyt’imden Mehdi denilen bir kişi çıkıncaya kadar. Eğer ona kavuş-san ona uy ki hidayete ermişlerden olasın.”
    Bu hadis Meveddet-ul Kurba kitabının 98. sayfasında da rivayet etmiş-tir.

    35- Sünen-i İbni Mace, c. 9, s. 519;
    Haris bin Cüz-il Zübeydi’den:
    Şöyle demiştir: Resulullah buyurdu ki: “Doğu tarafından bir grup in-san çıkıp Mehdi için, -yani hükümdarlığı için- ortam hazırlayacaklardır.”
    Bu hadis de birçok Ehl-i Sünnet kitabında rivayet edilmiştir.
    El-Havi Li-l Fetava, ç. 2, s. 60; Zehair-ul Mevaris, c. 1, s. 292; Feth-ul Kebir, c. 3, s. 420; Mecma-uz Zevaid, c. 7, s. 318; el-Muntehab Min-es Sahiheyn el-Buhari ve Müslim, s. 183, bunlardandır.
    36- Ebi Nuaym, Erbain, 7. Hadis;
    Abdullah bin Ömer’den:
    Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem buyurdu ki: “Mehdi mükerrer bir be-denden çıkacaktır.”
    Bu hadis el-Füsul-il Mühimme, s. 277; El-Beyan fi Ahbari Ahir-iz Zaman s. 91, de rivayet edilmiştir.

    38- Tefsir-i Şeyh Kurtubi:
    “Ta ki onu (İslam dinini) bütün dinlere galip kılsın.” ayetini tefsir ederken şunları yazıyor: “Suddi demiştir ki: Bu Mehdi’nin çıktığı za-man olacaktır. O zaman hiç bir kimse kalmayacak, meğer ki İslam’ı kabul edecek ya da cizye verecektir.” Kurtubi sonra şöyle diyor: “Mehdi’nin İsa’dan ibaret olduğu da söylenmiştir. Ancak bu doğru değildir. Zira mütevatir olan sahih hadislerde Mehdi’nin Resulullah’ın soyundan olduğu bildirilmiştir. Bu durumda Mehdi’nin İsa olduğunu söylemek doğru değildir. “İsa’dan gayri Mehdi yoktur” şeklindeki rivayet ise doğru değildir.”
    Bu hadis Ehl-i Sünnet yoluyla Hz. İmam Mehdi hakkında ulaşan çok sayıda hadislerden sadece bazıları idi. İhtisara riayet etmek amacıyla senetlerini zikretmedik. Zaten bunca hadisin ulaştığı bir konuda hadis-lerin çokluğu konuya kesinlik kazandırdığından artık onların senet yö-nünden incelenmesine gerek kalmaz.
    Bunlara Şia yoluyla gelen hadis de eklendiğinde hadislerin sayısı yüzleri aşıyor. Bu durumda, bu kadar hadisleri ve asırlar boyunca bütün İslam âleminin konu üzerindeki ittifakını bir kenara itip de birtakım temelsiz şüpheler ortaya atarak Kur’an-ı Kerim’in, İslam dininin ve iman ehlinin mutlak zaferine dair kesin vaadini görmezlikten gelip büyük İslam alimlerinin bu konudaki sözlerin itibar etmenin ne kadar cahilane olacağını herkes teslim edecektir. Şimdi tekrar Avni İlhan’ın Mehdilik adlı kitabına dönelim.
    Avni İlhan’ın Mehdi hakkında gelen bu hadislerin senet yönünden bir itibar taşımadığı ve bu hususta mütevatir sayılabilecek bir hadisin de söz konusu olmadığını ileri sürerek gerçeği inkar etmiştir. Avni İlhan’ın sözünden, bu konuda sahih olan âhâd hadislerin bile olmadığı anlaşılıyor; oysa birçok büyük Ehl-i Sünnet alimlerinin Mehdi ile ilgi-li hadislerin tevatür haddini aştığına, hatta yalnızca sahih olanlarının bile mütevatir olduğunu Sadr-ı İslam’dan bu yana bütün asırlar boyun-ca bütün Müslümanların bu akide üzerinde birleşip hiçbir Müslü-man’ın bunun asil İslami akidelerden biri olduğunda şüphe etmediğine dair açıklamalarını hep birlikte gördük.
    Örneğin: Kurtubi’nin “İsa’dan gayri Mehdi yoktur” şeklindeki hadisin uydurma olduğuna işaret ederken “Mehdi’nin Fatıma’nın neslinden olduğuna dair gelen sahih hadisler mütevatirdir. Dolayısıyla bu hadis doğru olamaz” şeklindeki açıklamasını hep birlikte gördük. İlginç olan, İmam Mehdi hakkında gelen hadislerin sayı bakımından diğer İslami inanç esasları hususunda gelen hadislerden az olmaması ve hat-ta onlardan daha fazla olmasıdır. Müslümanların hep birlikte inanıp kabul etmesi noktasında da diğer inançlarla bu inanç arasında hiçbir fark söz konusu değildir. Hatta bu inanç üzerinde olan ittifak birçok diğer inanç esaslarında mevcut değildir.
    Ayrıca mütevatir olan hadislerde artık hadislerin senedi teker teker incelenmez ve faraza onların bazısının senedinde bir zaaf varsa bu onla-ra bir zarar getirmez. Çünkü mütevatir hadislerde ölçü, ravilerinin çokluğudur. Yani eğer bir konuyu birçok kimse rivayet ederse, artık o konu kesin olarak ispatlanmış olur. Çünkü yalan söylemek, hata etmek ve unutmak gibi ihtimaller ancak âhâd hadisler hakkında söz konusu olabilir. Dolayısıyla da âhâd rivayetlerin senedinde isimleri geçen bü-tün şahısların bir kusuru olup olmadığı araştırılır. Ama bir konunun ravileri çoğalınca artık onlar hakkında bu araştırma yapılmaz. O halde Avni İlhan’ın bu rivayetlerden bazısını ele alıp güya onların senedinde olan zaafı göstermeye çalışması abestir. Kaldı ki İmam Mehdi ile ilgi-li hadislerin senedinde yer alan raviler Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müs-lim gibi Ehl-i Sünnet’in itimat ettiği kitaplarda bulunan diğer birçok hadislerin de senedinde yer almışlardır; şayet bu insanlardan dolayı İmam Mehdi hakkında gelen hadisler zayıf sayılırlarsa Ehl-i Sünnetin elinde artık muteber bir hadis kaynağı kalmayacak; inanç ve mezhep sistemleri kökten sarsılacaktır.
    Avni İlhan daha sonra İslam tarihinde birtakım siyasi emelleri güden kimselerin bu hadislerden istifade ettiğine değinerek bu gibi hadislerin onlar tarafından uydurulmuş rivayetler olabileceğini ortaya atıyor ve şöyle diyor: “Ayrıca zikredilen bu rivayetlerden bazılarının ilk siyasi hizipleşmelerle yakın ilgisi ve olayların tasviri gözden uzak tutulma-malıdır.”
    Avni İlhan bu ihtimali güçlendirip zihinlerde canlandırmak amacıyla kitabının 125. sayfasında şöyle yazıyor: “Öyle anlaşılıyor ki, hadisin birinci ravisi İbn Zubeyr ordusunda savaşan Abdullah b. Safvan ordu içindeki atmosfer ve o günlerde konuşulanlardan belli ölçüde tesir al-tında kalmıştır. Daha önce çok büyük felaket yaşayan Medineliler bu defa aynı tehlikenin belirdiği görülünce Şam’dan gelecek ordunun Medine yakınlarında batacağı hayali ile ümitsizlikten kurtulmaya ça-lışmışlardır. Haccac’ın ordusunun batmadığı görülünce rivayetini sağ-lamlaştırmak ve bu ordunun batacak ordu olmadığını belirtmek ihtiyacını hissetmiştir.”
    Avni İlhan kitabının 128. sayfasında da şunları yazıyor: “Rivayetlerde dikkati çeken husus adeta bu olayların tasvir edilmiş olmasıdır. Dolayısıyla ister istemez aklıma şu geliyor: Harre olayından (Medine’de estirilen yukarıda bahsettiğimiz terör) sonra Medine’nin yağmalanması ve estirilen terör henüz bu bölgedeki insanların hafızalarında bütün canlılığı ile yaşarken Haccac bin Yusuf’un Şam tarafından gönderil-mesi bu insanları yeniden dehşete ve korkuya düşürmüştür. Bu durumda bu ordunun yerin dibine batırılmasını hayal etmekten daha tabii ne olabilir? Nitekim İbn Mace’nin rivayetinde Abdullah bin Safvan’ın “Biz Haccac ordusu geldiği zaman bu güruhun o ordu olduğunu sandık” sözünde tasvir edilmeye çalışılan ruh halini açıkça anlamaktayız. Hatırlayalım ki Abdullah b. Safvan İbn Zübeyr ile birlikte Ka’be’de öldürülenlerdendir. Bütün dürüstlüğüne ve doğru sözlü olmasına rağmen cemiyetin daha önce korkunç bir benzerini yaşadığı terörün yenisinden kurtulma için bekleştiği sırada ortaya atılan her hayali bir gerçek olarak kabul göreceğini düşünürsek Abdullah b. Safvan’ın veya başkalarının Şam’dan gelen ordunun Beyda’da batmasını arzulamış olması son derece tabiidir.”
    Avni İlhan böylece bu rivayetlerin bir hayal ürünü ve uydurma olduklarını ispatlamaya çalışıyor. Oysa bu rivayetlerden ve o zamanda cereyan eden olaylardan şu gerçek anlaşılmaktadır ki, o zamanda İmam Mehdi ile ilgili hadisler bütün Müslümanların ve özellikle Medine ve Mekke Müslümanlarının arasında yaygındı. Dolaysıyla benzeri olaylar olunca hemen zihinlerinde o hadisler canlanıyordu. Elbette bu hadislerden siyasi yönden yararlanmak isteyenler de olmuştur. Ayrıca bu hadisler, Avni İlhan’ın “İslam’ın ilk asırlarında telif edilmiş muteber, Sünni akait ve kelam kitaplarında müspet veya menfi yönüyle Mehdilik hiç ele alınmamıştır.” Şeklindeki sözünün bu köklü inancın asaletinde bir şüphe uyandırmasına da müsaade etmiyor.

     
    FirstName :
    LastName :
    E-Mail :
     
    OpinionText :
    AvrRate :
    %0
    CountRate :
    0
    Rating :
     
     

    Address: The Al-ul-Mortaza Religious Communication Center, Opposite of Holy Shrine, Qom, IRAN
    Phone:+98251-7730490 - 7744327 , Fax: +98251-7741170
    E-Mail: info@shahroudi.net