پايگاه اطلاع رساني دفتر آيت الله العظمي شاهرودي دام ظله
ArticleID PicAddress Subject Date
{ArticleID}
{Header}
{Subject}

{Comment}

 {StringDate}
Saturday 19 October 2019 - السبت 18 صفر 1441 - شنبه 27 7 1398
 
 
 
  • 2. TATHİR AYETİ  
  • 2010.05.31 21:21:14  
  • CountVisit : 80   
  • Sendtofriend
  •  
  •  
  • "Ey Ehl-i Beyt! Allah sizen her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmek diler." (Ahzab, 33).
    Şüphesiz ki Allah'ın tertemiz kıldığı ve her türlü pisliği giderdiği şahıslardan maksat, beş zat yani "Al-i Abâ"dır. Bu da bu beş zatın mahlukatın en üstünü ve yeryüzündeki tüm insanların faziletlisi olduklarının en büyük delillerindendir. Bu beş değerli zat ise Resulullah (s.a.a) Hz. Ali (a.s) -ki Kur'an'da Resulullah'ın nefsi olarak vasıflandırılmıştır-, Pğeygamber'in bir parçası ve aynı zamanda rızası, Peygamber'in rızası: gazabı da peygamber'in gazabı olan Hz. Fatıma (a.s) ile nübüvvet bahçesinin iki gülü ve cennet gençlerinin efendisi ve şehid olan Hz. Hasan ve Hüseyin'den (a.s.) ibarettir.
    Kesin deliller ve apaçık burhanlar da cübbe (aba) altında toplananların ve haklarında bahsedilen ayetin nazil olduğu kimselerin bu beş mukaddes zattan ibaret olduğunu ispatlamaktadır.[1]
    Bunlardan başka hiç kimse bu önemli işe katılmamış ve bahsedilen Abâ'nın altında bunlardan başka hiç kimse girmiştir.
    Celaluddin-i Suyuti "Ed Durr-ul Mensur" adlı kitabında[2] mezkur ayetin tefsirinde muhtelif senetlerle ayetteki Ehl-i Beyt'ten muksadın bu beş mukaddes zat olduğuna delalet eden yirmi rivayet nakletmektedir.
    Bu babda Peygamber'den nakledilen rivayetlerden birini zikretmek yeterlidir. Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmaktadır.[3] "Bu ayet, beş kişi hakkında nazil olmuştur. YAni ben, Ali, Hasan, Hüseyin, ve Fatıma hakkında..."[4]
    Bütün İslam mezhepleri bu hususta ittifak etmişlerdir ki "bir gün peygamber, Hasan, Hüseyin, Ali ve Fatıma'yı (aleyhimusselam) bir araya topladı ve hepsini kendisi de dahil cübbesinin altına aldı. Bu ameliyle kendilerini diğerlerinden tamamıyla ayırda ki artık sahabe veya Peygamber'in yakınlarından birisi de bu önemli işe katılmasın. Daha sonra da haklarında nazil olan bu ayet-i şerifeyi okudu. "Ey Ehl-i Beyt! Gerçekten de Allah sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmek diler." (Ahzap/33).
    İslam Peygamberi, Ehl-i Beyt'ini cübbesi altına topladı ki bu vesileyle hakikatin çehresindeki tüm şek ve şüphe perdeleri kalksın ve değerli inciler sedeften ayrılsın ve insanlar bu mukaddes zatların makam ve mevkisini anlasınlar.
    Tathir ayetinin nazil olmasıyla da onların nurani ve melekuti hakikati bir daha açığa çıktı ve bu velayet yıldızlarının nuru daha da bir ışıklandı ve parlamaya başladı.
    Gerçekten de bu nurlu hakikatleri daha da iyi tanıttığı için Allah'a şükran borçluyuz.
    Ayrıca Peygamber bu kadarla da iktifa etmedi. Mezkur ayetin bu beş zat hakkında nazil olduğunu önemle vurgulamak için mübarek ellerini cübbenin altından altından dışarı çıkararak gökyüzünü doğru açtı ve şöyle buyurdu:
    "Allah'ım bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir. Bunlardan her türlü pisliği (günahı, suçu) gider ve onları tertemiz kıl." Sonra da aynı cümleyi defalarca tekrar etti.
    Bu olay, Peygamber'in eşi Ümmü Seleme'nin evinde vuku bulmuştur. Ümmü Seleme de bu olaya bizzat çok yakından tanık olmuş ve Resulullah'ın (s.a.a) tatlı ve manalı sözlerini çok yakından duymuştu. Ümmü Seleme, Peygamber'e şöyle dedi: "Ey Resulullah, acaba ben de sizden miyim?" Sonra da cübbeyi kenara iterek, altına girmek istedi. Ama Peygamber O'nun elini kenara iterek cübbesinin altına girmesine engel oldu ve O'na şöyle buyurdu: "Sen hayr üzeresin."[5] Yani sen hayırlı ve iyi bir kadınsın (ama Ehl-i Beytim'den değilsin.)
    Ey Resulullah'ı tanıyan ve O'nun ismet ve hikmet derecesinden haberdar olanlar, sözlerine ve yaptıklarına değer biçenler, Peygamber'in ayeti kerimeyi tebliğ ederken bu zatları abanın altına toplamasına, onları diğerlerinden ayırt etmesine, ayette bunların kastoluluduğunu tekidle vurgulamasından başka bir açıklık getirebilirmisiniz?
    Peygamber'in buyurduğu "Ey Allah'ım, bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir. Her türlü pisliği onlardan gider ve onları tertemiz kıl." sözlerinden bu ayetin beş zata ait olmasından başka bir şey anlıyor musunuz?
    Acaba azamet ve makam sahibi olan Ümmü Seleme'nin elinden abayı çekmesi ve cübbenin altına girmesine engel olmasından, mezkur sözden başka bir şey anlaşılıyor mu? Nereye gidiyorsunuz? Ne yapmak istiyorsuzun? Allah, Peygamber'in tavsifinde şöyle buyuruyor: "Şüphe yok ki Kur'an büyük bir elçinin sözüdür, kuvvetlidir, Arş sahibinin katında kadri yüce, itaat edilir, emniyetlidir de sizinle konuşan, deli değildir" ki Ehl-i Beyt'ini cübbenin altına toplamas aber bir iş, buyurmuş olduğu "ey Allah'ım bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir..." sözü, hezeyan ve Ümmü Seleme'nin cübbenin altına girmesini engellemesi faydasız bir şey olsun. (Haşa).
    Peygamber, kendi istek, düşünce ve tutkularına göre konuşmaz. Bu yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. O'na Şedid-ul Kuvâ olan Cebrâil öğretmiştir.
    Elbette Ehl-i Beyt'in cübbe altında bir araya toplanması defalarca vaki olmuştur. Peygamber-i Ekrem bu ameli birkaç defa tekrar etmiştir. Öyle ki bazıları zikredilen ayetin de birkaç defa nazil olduğunu zannetmişlerdir.
    Ama doğrusu şudur ki mezkur ayet bir defadan başka nazil olmamıştır. Ama maslahat gereği bu amel birkaç defa tekrarlanmıştır. Yani bir defa ayetin nazil olduğu Ümmü Seleme'nin evinde[6] ve bir defasında da büyük İslam kadını Fatıma'nın (a.s.) evinde her defasında bir araya toplandıklarında Peygamber-i Ekrem (s.a.a.) Mezkur ayeti de tilavet ediyordu, ta kalpleri sayahlaşmış şüphe icad edenlerin sesini boğazlarında hapsetsin. Peygamber tathir Ayeti'nin sadece bu büyük zatlar hakkında nazil olduğunu ve başkalarını kapsamadığını anlatmak için elinden gelen her şeyi yaptı.[7] Öyle ki bunu ilan ederken fitnecilerin çeşitli fitne yollarına, nasibilerin hezeyanlarına yer bırakmadı. Hatta ayet nazil olduktan sonra da Resulullah sabah namazına giderken Hz. Fatıma'nın (a.s.) kapısının önünden geçiyordu ve şöyle buyurdu: "Ey Peygamber'in Ehl-i Beyti namaz vartidir. Şüphesiz ki Allah sizden her türlü pisliği gidermek ve sizleri tertemiz kılmak istemektedir."
    Enes'e göre[8] altı ay, İbn-i Abbas'a göre yedi ay ve Nebani[19] ve diğerlerinin naklettiğine göre de sekiz ay boyunca Peygamber hak ortaya çıksın diye bu ameli tekrar etmiştir.
    Bunca açık beyanat ve vazih delillerle hakikatın gün ışığına çıktığını ve bu hususta hiçbir şek ve şüpheye yer kalmadığını zannediyoruz. Basiretli ve hakikat ehli kimseler için hiç bir şüpheye yer kalmasa gerek.
    Ama Ehl-i Beyt düşmanları, yani Beni Ümeyye ve Hariciler büyük zahmetlere katlanarak bu hakikat karşısında gözelirini kapatarak hakikatın nurlu güneşini görmezlikten gelmeye çalıştılar. Herbirisi bir yol tutarak inat üzere şöyle dediler: "Bu ayet Peygamber'in eşleri hakkında nazil olmuştur." Kendi fasid ve yanlış görüşlerini isbat etmek için de ayetin zahiri akışına bakıp delil getirerek şöyle dediler:
    "Ehl-i Beyt yani Peygamber'in eşleri, Zira onlar da Peygamber'in ailesi idiler."
    Ehl-i Beyt'in katı düşmanlarından olan İkrime ve Mukatil b. Süleyman bu hususta oldukça ısrar ve inatçılık ediyordu.
    Özellikle de İkrime bu hususta çok inatçı biriydi. Pazar ve çarşılarda geziyor ve feryad ederek bu ayetin Peygamber'in eşleri hakkında nazil olduğunu söylüyordu.[10] O bu ayetin Ehl-i Kisa ile hiçbir ilgisi olmadığını beyan ediyor ve bu iddiasını ispat etmek için de ayetin zahirini delil gösteriyordu.
    İkrime'nin bu işi beklenmeyen bir şey değildir. Zira O Ali b. Ebi Tabil'in en katı düşmanlarından biriydi ve halkı sürekli Hz. Ali'den (a.s.) uzaklaştırmaya çalışıyordu.

     
    FirstName :
    LastName :
    E-Mail :
     
    OpinionText :
    AvrRate :
    %0
    CountRate :
    0
    Rating :
     
     

    Address: The Al-ul-Mortaza Religious Communication Center, Opposite of Holy Shrine, Qom, IRAN
    Phone:+98251-7730490 - 7744327 , Fax: +98251-7741170
    E-Mail: info@shahroudi.net