پايگاه اطلاع رساني دفتر آيت الله العظمي شاهرودي دام ظله
ArticleID PicAddress Subject Date
{ArticleID}
{Header}
{Subject}

{Comment}

 {StringDate}
Wednesday 12 December 2018 - الأربعاء 03 ربيع الثاني 1440 - چهارشنبه 21 9 1397
 
 
 
  • İmam Ali Naki'nin (a.s) Öğrencileri   
  • 2010.06.16 19:36:34  
  • CountVisit : 114   
  • Sendtofriend
  •  
  •  
  • İmam Hâdî aleyhisselam 'ın döneminde hakim olan bağnazlık ve zulüm ortamı hazretten yararlanma imkanını büyük bir oradan sınırlandırmasına rağmen bazı Kur'an ve Ehlibeyt aleyhimusselam öğretilerine gönül verenler kendi kapasiteleri miktarınca ondan feyizlenip yüce iman ve marifet derecelerine ulaşabilmişlerdir. Şeyh Tusî, İmam Hâdî aleyhisselam 'dan rivayet eden 185 kişinin isimlerini sıralamaktadır; bunların arasında parlak çehrelere rastlamaktayız; aşağıda onlardan bazılarını kısaca tanıtmaya çalışacağız:
    1- Hz. Abdulazim-i Hasenî: Ravi ve ulemanın ileri gelenlerindendi. Takvada büyük bir makama sahip olup altıncı, yedince ve sekizinci imamların (a.s) büyük ashabından bazılarını görmüştür. İmam Cevad ve İmam Hâdî aleyhisselam 'ın meşhur öğrencileri ve ravilerinden sayılmaktadır.
    "Sahib b. İbad" şöyle yazıyor: Abdulazim Hasenî din işlerinde bilinçli ve Kur'an hükümlerini iyi bilen bir kimseydi.[1]
    "Ebu Himad Razî" şöyle diyor: İmam Hâdî aleyhisselam 'ın huzuruna gidip kendisinden bazı meseleleri sordum. İmamın huzurundan ayrılmak istediğimde, "Bir sorunla karşılaştığın zaman Abdulazim Hasenî'den sor ve benim selamımı da ona ulaştır" buyurdu.[2]
    İmam ve marifet konusunda öyle bir dereceye ulaşmıştır ki, İmam Hâdî aleyhisselam ona, "Sen bizim gerçek dostlarımızdansın" buyurmuştur.[3]
    Bir defasında inançlarını İmama sundu ve İmam Hâdî aleyhisselam da onun inançlarını tasdik etti. Bu konuda kendisi şöyle diyor: Mevlam İmam Hâdî aleyhisselam 'ın huzuruna çıktım. Beni görünce, "Merhaba ey Ebu'l - Kasım! Sen gerçekten bizim dostlarımızdansın" buyurdu.
    Ben, "Ey Resulullah'ın torunu!" dedim, "Dinimi size sunmak ve sizin rızanız doğrultusundaysa Allah Teala'yı mülakat edinceye kadar onda sebat göster istiyorum."
    İmam, "Söyle" buyurdu.
    Bunun üzerine şöyle dedim: "Ben, Allah Teala'nın bir ve tek olduğuna, hiçbir şeyin O'nun benzeri olmadığına, "İptal" ve "teşbihten" uzak olduğuna inanıyorum (İptal, Allah'ı hiç saymak; teşbih ise yaratılmışları O'na eş ve benzer bilmektir). Allah Teala ne cisimdir, ne surat, ne arazdır, ne cevher. O, cisimleri ve suratları yaratan, araz ve cevherleri vücuda getiren, her şeyin eğiticisi, sahibi, karar kılanı ve yoktan var edenidir. Ben inanıyorum ki Muhammed -Allah'ın salat ve selamı onun ve Ehlibeyt'inin üzerine olsun- Allah'ın kulu, peygamberi ve son elçisidir; kıyamete kadar artık peygamber gelemeyecektir. Onun şeriat ve dini bütün din ve şeraitlerini sonudur; kıyamete kadar onsan sonra başka bir şeriat gelmeyecektir.
    Ben inanıyorum ki, Resul-i Ekrem'den (s.a.a) sonra onun halifesi Emirulmüminin Ali b. Ebutalib aleyhisselam 'dır. Daha sonra Hasan, sonra Hüseyin, Ali b. Hüseyin, Muhammed b. Ali, Cafer b. Muhammed, Musa b. Cafer, Ali b. Musa, Muhammed b. Ali ve sonra da sensin."
    O sırada İmam Hâdî aleyhisselam , "Benden sonra oğlum Hasan'dır -imam olacak-" buyurdu; "Hasan'ın oğluna karşı halkın durumunu nasıl görüyorsun?"
    Ben, "Ey Mevlam! O nasıl biridir ki?" diye arzettim.
    İmam, "O gözlere görülmeyecek; kıyam edinceye kadar adını anmak caiz değildir; yeryüzünü zulüm ve sitemle dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracaktır" buyurdu.
    Bunun üzerine şöyle devam ettim: "Onların dostunun Allah'ın dostu, düşmanlarının ise Allah'ın düşmanları, onlara itaatin Allah'a itaat ve onlara itaatsizliğin ise Allah'a itaatsizlik olduğunu itiraf ediyorum.
    İnanıyorum ki, mirac, kabirde soru ve cevap, cennet ve cehennem, sırat ve mizan haktır, gerçekleşecektir. Kıyamet günü gelip çatacaktır ve bunda bir şüphe yoktur; Allah Teala ölüleri diriltecektir.
    İnanıyorum ki, dinin farzları velayetten sonra namaz, zekat, oruç, hac, cihad, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır."
    Bunun üzerine İmam şöyle buyurdu: "Ey Ebu'l - Kasım! Allah'a andolsun ki bu Allah Teala'nın kulları için beğendiği dindir. Bu din üzere sebat göster. Allah Teala dünay ve ahirette seni sözünde sabit kılsın."[4]
    Tarih ve rivayetlerden anlaşıldığı üzere Hz. Abdulazim zamanın hükumeti tarafından takip altına alınınca tehlikeden korunmak için İran'a gidip Rey şehrine yerleşiyor. Hayatında şöyle geçer:
    Hz. Abdulazim dönemin yöneticisinden kaçarak Rey şehrine gidip "Sukketu'l - Mevali"de (köleler veya ileri gelenler mahallesi) Şiilerden birinin evinin bodrum katına yerleşti. Orada ibadetle meşgul oldu; gündüzleri oruç tutup geceleri namaz kılıp ibadetle geçiriyordu. Bazen evden gizlice evden dışarı çıkıp şu an mezarının karşısında olan -ve İmamzade Hamza'nın mezarı olarak bilinen) mezarı ziyaret ediyor ve, "O, Musa b. Cafer aleyhimasselam 'ın evlatlarındandır" diyordu. Hz. Abdulazim öylece o evde yaşıyordu -onun Rey şehrinde yaşadığı- haberi gittikçe Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyt'inin izleyicilerine ulaştı ve böylece onların çoğu onu tanıdılar. Şiilerden biri rüya aleminde Resul-i Ekrem'i (s.a.a) gördü. Resulullah (s.a.a), Hz. Abdulazim'in şu anda defnedilmiş olduğu yer işaret ederek ona buyurdu ki: Evlatlarımdan birini "Sukketu'l - Mevali"ye getirip Abdulcabbar b. Abdulvehhab'ın bağındaki elma ağacının yanına defnedecekler."
    O adam giderek o arsayı ve elma ağacını sahibinden satın almak istedi. Arsa sahibi, "Neden bu arsayı ve ağacı satın almak istiyorsun?" diye sordu.
    Adam gördüğü riyayı anlatınca arsa sahibi, "Ben de buna yakın bir rüya gördüm" dedi ve sonra ağacın yerini ve bağın tümünü orada defnedilmeleri için Hz. Abdulazim ve Şiilere vakfetti.
    Bir süre sonra Hz. Abdulazim hastalanarak vefat etti. Ona gusül vermek için soyundurduklarında cebinde soyunun yazılı olduğu bir mektup buldular.[5]
    Hz. Abdulazim, İmam Hâdî aleyhisselam 'ın imameti döneminde vefat etmiştir. "Muhammed b. Yahya-i Attar"ın naklettiği bir rivayette onun yüce şahsiyetini şöyle görmekteyiz:
    "İmam Hâdî aleyhisselam , huzuruna gelen Rey halkından bir kişiye, "Neredeydin?" diye sordu.
    Adam, "İmam Hüseyin aleyhisselam 'ın mezarını ziyarete gitmiştim" diye arzetti.
    Bunun üzerine İmam aleyhisselam , "Bil ki, eğer sizin şehrinizdeki Abdulazim'in mezarını ziyaret etmiş olsaydın İmam Hüseyin aleyhisselam 'ın mezarını ziyaret etmiş gibi olurdun" buyurdu.[6]
    Hz. Abdulazim, Ehlibeyt İmamlarının dönemindeki Şia'nın en güvenilir ulema ve ravilerinden sayılmaktaydı; bu yüce zat, aynı zamanda yazar olup Emirulmüminin Ali aleyhisselam 'ın hutbeleriyle ilgili bir kitap ve "Yevm ve Leyali" adında da başka bir kitap yazdığı rivayet edilmiştir.[7]
    2- Hüseyin b. Said-i Ahvazî: İmam Rıza, İmam Cevad ve İmam Hâdî aleyhimusselam 'ın ashabından olup bu imamların hepsinden hadis rivayet etmiştir; asaleten Kufe halkındandır. Fakat kardeşiyle birlikte Ahvaz'a, oradan da Kum'a gelmiş ve orada vefat etmiştir.
    Hüseyin b. Said fıkıh, adap ve ahlak konusunda 30 kitap yazmıştır. Onun kitapları ulema arasında meşhurdur. Birinci Meclisî onun hakkında şöyle diyor: "Onun güvenilir olduğunda ve rivayetlerine uyulduğunda ulemanın ittifak ettiğini görmekteyiz." Merhum Allame onun hakkında şöyle buyurmuştur: "O, güvenilir bir kişi olup ulemanın ileri gelenlerinden ve kadri yüce bir zattı."
    Merhum Şeyh Tusî de şöyle yazıyor:
    Hüseyin b. Said, ilmî makam ve mevkii dışında halkı İrşad ve hidayet etme konusunda da çaba harcayan bir kişiydi. "İshak b. İbrahim-i Huzeynî" ve "Ali b. Reyyan"ı İmam Rıza aleyhisselam 'ın huzuruna göndermiş, onların hak mezhep Şiilikle tanışmalarına sebep olmuştur. Onlar ondan hadisleri dinliyor, onun hizmetleri sonucu maarifleri öğreniyorlardı. Yine "Abdullah b. Muhammed-i Huzeynî"yle diğer kişileri İmam Rıza aleyhisselam 'ın huzuruna götürüp İslam öğretileriyle tanıştırdı; bunun sonucu onlar yüce makamlara eriştiler ve İslam'a hizmetlerde bulundular.[8]
    3- Fazl b. Şazan-i Nişaburî: Büyük ve güvenilir bir kişi, yüce bir fakih ve güçlü bir mütekellimdi. "Muhamemd b. Ebi Umeyr" ve "Safvan b. Yahya" gibi Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam 'ın ashabının en üstününden bir grubunu görmüş, yaklaşık elli yıl onlarla muaşerette bulunmuş ve onlardan istifade etmiştir. Bu konuda kendisi şöyle diyor: "Hişam b. Hekem ölünce onun yerine Yunus b. Abdurrahman geçti ve o da öldükten sonra muhaliflere cevap verme konusunda yerine Sekkak geçti; şimdiyse onların yerine ben geçtim.[9]
    Merhum Şeyt Tusî İmam Hâdî ve İmam Askerî aleyhimasselam 'ın ashabından saymıştır; bazı rical alimleri de onu İmam Hâdî aleyhisselam 'ın ashabından saymakla birlikte İmam Cevad ve İmam Askerî aleyhimasselam 'ın da ashabından saymışlardır.[10]
    "Fazl b. Şazan" çok sayıda kitap yazmıştır. Başta, hicri kameri 1392 de Tahran üniversitesi tarafından basılmış olan kelam ilmi ve hadis ashabının inançlarının tahlili konusundaki "el-İzah" olmak üzere 180 kitap yazdığı söylenmiştir.
    "Fazl b. Şazan"ın söz ve eserleri ulemanın ileti gelenleri tarafından kaile alınmış, ravileri kabul veya reddetmede onun sözüyle yetinilmiştir: Merhum Kuleyni onun görüşlerinden bir kısmını Kâfi adlı kitabında dikkate almıştır. Ve yine Merhum Saduk ve Şeyh Tusî onun sözlerine çok önem vermişlerdir. "Camiu'r - Ruvat" kitabının yazarı şöyle diyor: O, ashabımızın -Şiilerin- reisi ve ileri gelenidir; o, hakkında bir şey söyleyemeyeceğimiz kadar yüce bir kişidir.
    "Fazl b. Şazan" bir yolculukta On Birinci İmamın huzurun açıkmış, hazretin huzurunda ayrılmak istediğinde şahsen yazmış olduğu bir kitap elinden yere düşmüş, İmam onu alıp baktığında ona rahmet göndererek şöyle buyurmuştur: "Ben aralarında Fazl b. Şazan olan Horasan halkına gıpta ediyorum."[11]
    Başka bir rivayette ise şöyle geçer: Onun "el-Yevm-u ve'l - Leyali" kitabını İmam Hasan Askerî aleyhisselam 'a gösterdiklerinde hazret ona üç defa rahmet okuduktan sonra, "Buna uyulması yakışır" buyurdu.[12]
    Büyük şehid Kadı Nurullah-i Şuşterî Fazl b. Şazan hakkında şöyle yazıyor: "O, mütekellimlerin ileri gelenlerinde, büyük müfessir ve muhaddislerden, fazilet sahibi fakih ve muçtehitlerden, Kur'an karileri, nahivciler ve lügatçıların en meşhurlarındandır."[13]
    Fazl b. Şazan, Nişabur'da yaşıyordu. Abdullah Tarih onu Şiilik suçuyla Beyhak'a sürgün etmişti. Hariciler Horasan'da isyan edince Fazl onların korkusundan orayı terk etmiş ve yo zahmetinden hastalanarak İmam Hasan Askerî aleyhisselam 'ın döneminde vefat etmiş ve eski Nişabur'da defnedilmiştir. Günümüz Nişabur'unun altı buçuk km. uzaklığındaki mezarı Şiilerin ziyaretgâhıdır ve Şiiler onun mezarıyla teberrük etmektedirler.[14]
    _________________
    [1] - Abdulazim Hasenî, s. 31.
    [2] - Abdulazim Hasenî, s. 24.
    [3] - Emalî-i Saduk, 54. oturum, s. 204.
    [4] - Emalî-i Saduk, 54. oturum, s. 204.
    [5] - Camiu'r - Ruvat, c. 1, s. 460.
    [6] - Abdulazim-i Hasenî, s. 63.
    [7] - Abdulazim-i Hasenî, s. 63.
    [8] - Tenkihu'l - Mekal, c. 1, s. 329; Kitab-u İhtiyar-i Marifeti'r - Rical, s. 551.
    [9] - Muntaha'l - Mekal, s. 242; el-İzah kitabının mukaddimesi, üniversite basımı, s. 3.
    [10] - el-İzah'ın mukaddimesi, s. 9 ve 86.
    [11] - Camiu'r - Ruvat, c. 2, s. 5.
    [12] - Munteha'l - Mekal, s. 24; el-İzah'ın muhaddimesi, s. 87.
    [13] - el-İzah'ın muhaddimesi, s. 2.
    [14] - Munteha'l - Mekal, s. 242; el-İzah'ın muhaddimesi, s. 48'den 52'ye kadarİmam Ali Naki'den Kırk Hadis

     
    FirstName :
    LastName :
    E-Mail :
     
    OpinionText :
    AvrRate :
    %0
    CountRate :
    0
    Rating :
     
     

    Address: The Al-ul-Mortaza Religious Communication Center, Opposite of Holy Shrine, Qom, IRAN
    Phone:+98251-7730490 - 7744327 , Fax: +98251-7741170
    E-Mail: info@shahroudi.net