پايگاه اطلاع رساني دفتر آيت الله العظمي شاهرودي دام ظله
ArticleID PicAddress Subject Date
{ArticleID}
{Header}
{Subject}

{Comment}

 {StringDate}
Tuesday 11 December 2018 - الثلاثاء 02 ربيع الثاني 1440 - سه شنبه 20 9 1397
 
 
 
  • HZ. ALİ’NİN, OĞLU HZ. HÜSEYİN’LE ÖVÜNME YARIŞMASI   
  • 2010.06.14 21:35:9  
  • CountVisit : 23   
  • Sendtofriend
  •  
  •  
  • Süleyman bin Mihran’dan, o da Cabir’den, o da Mücahit’ten, Abdullah bin Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:
    "Göğe yükseldiğimde Cennetin kapısına şöyle yazılı olduğunu gördüm: "Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın Resulüdür, Ali Allah’ın velisidir, Hasan ve Hüseyn Resulullah’ın torunlarıdır, Fatımat’üz Zehra Allah’ın safvetidir, bunları inkar eden ve onlara buğz edene (kin güdene) Allah’ın laneti olsun."
    Bir gün Resulullah (s.a.a) oturmuştu ve yanında da İmam Ali bin Ebi Talib (a.s) bulunuyordu. O sıra Hz. Hüseyin içeriye girdi. Resulullah (s.a.a) onu yanına oturtarak iki gözünün arasını ve dudaklarını öptü. Hz. Hüseyin o sıralar altı yaşındaydı. Hz. Ali Resulullah'a dönerek şöyle bir soru sordu: "Ya Resulellah, oğlum Hüseyn'i seviyor musun?"
    Allah Resulü buyurdu: "Nasıl sevmem, oysa o benim vücudumdan bir parçadır."
    Hz. Ali (a.s) arz etti: "Ey Resulullah, hangimizi daha çok seviyorsun, beni mi, Hüseyni mi?"
    Hz. Hüseyin araya girerek şöyle dedi: "Babacığım kimin şeref ve fazileti daha yüce olursa, onu daha çok sever ve makamı ona daha yakın olur."
    Hz. Ali oğluna hitaben şöyle dedi: "Ey Hüseyn, benimle fazilet yarışmasına girer misin?"
    Hz. Hüseyn de "Evet babacığım, eğer istiyorsan!" diye cevap verdi.
    Hz. Ali ona şöyle buyurdu: "Ey Hüseyn, ben, Müminlerin Emiri’yim; ben, sadıkların diliyim, ben (Muhammed) Mustafâ'nın veziriyim; ben Allah'ın ilminin hazinedarı ve insanlar arasından seçtiği kimseyim; ben, cennete en önce gidenlerin öncüsüyüm; ben Resulullah'ın borcunu ödeyecek kimseyim; ben, o kimseyik ki amcası cennette efendidir, ben, o kimseyim ki cennette meleklerle birlikte uçar... Ben, Resul’ün kadısıyım...Ben, tenzil (Tevbe) süresini Allah-u Teala’nın emriyle Mekke ehline taşıyanım. Ben Allah’ın kulları içinde seçtiği kimseyim. Ben, Allah'ın "Allah'ın ipine topluca sarılın"(Ali İmran/103) buyruğuyla kullarına tutunmalarını emrettiği onun kopmaz ipiyim. Ben, Allah'ın parlayan yıldızıyım. Ben, gök meleklerinin kendisini ziyaret ettiği kimseyim. Ben, Allah'ın konuşan diliyim(1) Ben, Allah Teala'nın yaratıklarına olan hüccetiyim. Ben, Allah'ın güçlü eliyim. Ben Allah-u Teala'nın göklerdeki yüzüyüm. Ben, Allah’ın zahir olan tarafı (yanı)yım(Zümer 56.Ayete işaret). Ben, o kimseyim ki hakkımda Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "…Onlar kadirleri yüceltilmiş kullardır. Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler." (Enbiya, 26-27)
    Ben, Allah'ın asla kopmayan sağlam kulpuyum. Allah duyandır, bilendir. (Bakara 256. Ayete işaret) Ben, Allah'ın girilmesi gereken kapısıyım. Ben, Allah'ın sırat üzerindeki sancağıyım. Ben, Allah'ın eviyim, kim ona geçerse emanda olur; kim benim velayetime ve sevgime tutunursa, cehennemden emanda olur. Ben, ahdi bozanlarla (Cemel ehli olan Ayşe, Talha, Zübeyr ve askerleri) adaletten sapıp zulmedenlerle (Muâviye ve yandaşları) ve dinden çıkanlarla (haricilerle) savaşacak kimseyim. Ben, kafirleri öldürenim. Ben yetimlerin babasıyım, ben yaşlı kadınların sığınağıyım. Ben o kimseyim ki kıyamet günü velayetimden birbirlerine soracaklar.(Nebe 1. ayete işaret) Allah buyuruyor ki: “O gün nimetlerden sorulacaksınız” (Tekasür/8) Ben, Allah-u Teala'nın yaratıklarına bahşettiği onun nimetiyim. Ben, o kimseyim ki hakkımda Allah-u Teala buyurmuştur ki: "Bugün size dininizi tamamladım, nimetimi tamamladım ve ve size din olarak İslam’a razı oldum." (Mâide/3) Her kim beni severse, dini kamil olmuş bir Müslüman ve mümin olur. Ben o kimseyim ki, benimle hidayet buldunuz (Rad 7.Ayete işaret)(2) . Ben o kimseyim ki, Allahu Teala benim ve düşmanım hakkında buyurmuştur ki: "Ve durdurun onları, şüphe yok ki onlar sorguya çekileceklerdir." (Sâffât/24) Yani Kıyamet günü benim velayetimden (sorguya çekileceklerdir.) Allah-u Teala’nın Gadir-i Hum günü onunla dinini tamamladığı Büyük haber benim. (Nebe'/2. ayete işaret.) Ben, o kimseyim ki, Allah Resulü (s.a.a) hakkımda "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır" buyurmuştur. Ben, müminin namazıyım; ben Hayye alas-salât, ben, Hayye alal-felâh; ben, Hayye ala Hayril-amel (ben; namaza, kurtuluşa, en hayırlı amele gelin) (sözlerinin sırrıyım). Ben o kimseyim ki, düşmanım hakkında Allah-u Teala şu ayeti indirdi: "Bir isteyen, gelip çatacak azâbı istedi. O azâbı ki kâfirlerin başından defedecek yok." (Meâric/1-2) Maksat benim velayetimi inkar edendir ki o da Yahudi olan Nu'man bin el-Hâris’tir, Allah'ın laneti onun üzerine olsun. Ben, insanları havuz (Kevser)’a çağıranım; benden başka müminleri çağıran var mı? Ben, evladımdan olan temiz imamların babasıyım. Ben kıyamet günündeki adalet terazisiyim. Ben, dinin reisiyim. Ben, müminleri hayırlara ve Rabbimin bağışına götüren öncüyüm. Ben o kimseyim ki, Kıyamet gününde (cennet) ashabı benim dostlarımdır; onlar ki benim düşmanlarımdan uzaktırlar; onlar ki ölüm anında korkmaz ve üzülmezler ve kabirlerinde azap edilmezler. Onlar, şehitler ve sıddıklardır ki Rab'lerinin indinde sevinecekler. Ben o kimseyim ki, şialarım (yandaşlarım)’dan Allah'ın ve Resulü'nün sevmediğini sevmemeleri için söz alınmıştır, isterse babaları veya evlatları olsun. Ben o kimseyim ki, Şialarım (Yandaşlarım) hesapsız cennete gireceklerdir. Ben o kimseyim ki, şialarımın isimlerinin yazılı olduğu divana sahibim. Ben, müminlerin yardımcısı ve alemlerin Rabbinin indinde şefaatçileriyim. Benim iki kılıçla (Zülfikar) çarpışan, benim iki mızrakla vuran. Ben, Bedir ve Hüneyn gününde kafirleri öldürenim. Ben, Uhut'ta düşman askerinin başına bela kesilen kişiyim. Ben, Ahzap (Hendek) günü İbn-i Abdüved’i –ki Allah ona lanet etti- vuranım. Ben, Amru ve Merhab'ı (Hayber’in en büyük yiğidi) öldürenim. Ben, Hayber yiğitlerini öldürenim.
    Ben, o kimseyim ki hakkımda Cebrail el-Emin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zülfikar gibi kılıç, Ali gibi de yiğit yoktur." Ben, Mekke fethinin sahibiyim. Be,n Lat ve Uzza'yı kıranım. Ben Büyük Hubel ve Menât adlı putları yok edenim. Ben, Resulullah sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem’in omzuna çıkıp putları kıranım. Ben, "Yeğûs, "Yaûk" ve "Nesra" (adlı putları) kıranım. Ben, Allah yolunda kafirlere savaşan kimseyim. Ben, (rükû'da) yüzüğünü sadaka veren kimseyim. Ben, (Hicret gecesinde) Resulullah sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem’in yatağına yatıp nefsimle onu müşriklerden koruyanım. Ben, o kimseyim ki cinler benim kudret ve heybetimden korkarlar! Ben, o kimseyim ki onunla Allah’a ibadet edilir. Ben, Allah'ın tercümanıyım.(3) Ben, Allah'ın sancağıyım. Ben, Resulullah sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem’in ilminin heybesiyim. Ben, Resulullah (s.a.a)’tan sonra Cemel ehli (Ayşe, Talha ve askerleri) ve Sıffin ehliyle (Muaviye ve yandaşları) savaşacak kimseyim. Ben Cennet ve cehennemi bölenim”

    Söz buraya varınca Hz. Ali (a.s) sustu. Allah’ın Resulü (s.a.a) söze başlayıp şöyle buyurdu: "Ey Eba Abdillah (il-Hüseyn), duydun mu babanın söylediklerini? Daha bunlar, onun faziletlerinin onda birinin onda birinin onda biridir ancak. Bunlar bir milyon faziletten sadece bir kaçıydı. O bundan da yüce birisidir."
    Bunun üzerine Hz. Hüseyin şöyle dedi: "Bütün övgüler Allah’a mahsustur ki bizi mümin kullarının çoğundan ve bütün yaratıklarından üstün kıldı. Dedemizi de tenzili, tevili, sıdkı ve Cebrâil-i Emin'le konuşmayı tahsis etti. Bizi seçtiği kullarının en güzidesi ve bütün yaratıklarının en üstünü karar kıldı."
    Sonra şöyle devam etti: "Saydığın faziletlere gelince; ey Emir'el-Mu'minin, sen bütün bunlarda sadık ve eminsin!"
    Burada Allah Resulü Hz. Hüseyn'e dönerek "Yavrum, şimdi de sen faziletlerini zikret" buyurdu. Hz. Hüseyin şöyle dedi:
    "Ey babacığım, ben Ali b. Ebi Tâlib'in oğlu Hüseyn'im. Annem alemlerin kadınlarının efendisi Fâtımet-üz Zehrâ'dır. Benim dedem, bütün Âdem oğullarının efendisi Muhammed-ül Mustafâ'dır ve bunda hiçbir şüphe yoktur. Ey Ali, benim annem senin annenden Allah indinde ve bütün insanların nezdinde daha faziletlidir! Benim dedem senin dedenden daha hayırlı ve Allah indinde ve bütün insanların nezdinde daha faziletlidir!... Ey Ali, sen Allah indinde benden daha faziletlisin, ama ben baba, anne ve dede açısından daha büyük bir iftihara sahibim!"
    Ravî diyor ki söz buraya varınca, Hz. Hüseyin babasının boynuna sarıldı ve onu öpmeye başladı. Hz. Ali de Hüseyn'i öperek şöyle diyordu: "Allah senin şeref ve iftiharını, ilim ve hilmini daha da artırsın! Sana zulmedenlere Allah lanet eylesin ey Ebâ Abdillah!" Sonra Hüseyn (a.s) dönüp Resulullah (s.a.a)'in kucağına oturdu."
    ___________________
    Kaynak:
    Şâzân Bin Cibrîl el-Kummî “el-Fedâil” kitabı S.84-85-86
    Dâr’ür Radıy H.1368 Kum Bas.
    es-Seyyid Haşim el-Behrani (Ö.H.1107) “Hilyet’ül-Ebrâr fi Ahvâl Muhammed ve âlihil Athâr” S.123-127 Müesseset’ül Mearif el-İslamiyye;
    eş-Şeyh Ebul Hasan el-Mirandi “Mecma’ün Nureyn” S.192-194
    ___________________________
    Dipnotlar:
    (1) Müminlerin Emiri Hz. Ali (as), ashabından Selman, Mikdat vs. ashabı ile bulut üzerine yükseldikten sonra şöyle buyurdu:
    “Ben Allah’ın yeryüzündeki gözüyüm, ben Allah’ın yaratıkları üzerine onun diliyim, ben Allah’ın sönmeyen nuruyum, ben içinden geçilmesi gereken kapısıyım ve onun yaratıkları üzerine onun hüccetiyim.”
    (el-Meclisi “Bihâr’ül Envâr” C.27, S.33-38 Müesseset’ül Vefa 1404 H Beyrut Bas. / Seyyid Haşim el-Behrâni “Medinet’ül Meâciz” C.1, S.237-241 Müesseset’ül Alemi Lil Matbûât H.1423 Beyrut Bas./ Mirza Hüseyin en-Nuri et-Tıbrisi “Nefsir Rahman fi Fadail Selman” S.471-476 / Hasan bin Süleyman el-Hilli “el-Muhtadar” S.71-76 Menşurat el-Matbaatil Hayderiyye H.1370 Necef Bas. / Şeyh Ebu Hasan el-Mirandi “Mecma’ün Nureyn” S.216-221 / es-Seyyid Radi el-Musevi el-Müstanbat “el-Katra fi Menâkıb en-Nebi vel-İtra” C.1, S.121-122 Tahran Bas. / Mirza Muhammed Taki “Sahifet’ül Ebrâr” C.2, S.48-50 Dâr’ül Cîl H.1414 Beyrut Bas.)

    Ebu Cafer’den, Hz. Ali aleyhisselam şöyle buyurdu:
    “Ben Allah’ın yüzüyüm, ben Allah’ın yanıyım (yakınıyım) Evvel benim, Âhir benim, Zâhir benim, Bâtin benim, ben yeryüzünün varisiyim, ben Allah’ın yoluyum....”
    (El-Meclisi "Bihar'ül Envar" c.39, s.349 / Rical’ül Kaşi s.211 / Marifet Ahbâr’ür Ricâl S.138 / Şeyh Tûsi “İhtiyâr Marifet’ür Ricâl” C.2, S.471 / es-Seyyid el-Hûi “Mucem Ricâl’ül Hadîs” C.8, S.31; C.19, S.250 / Muhammed Ali el-Abtahi “Tehzib’ül Mekâl” C.5, S.392)

    Hz. Ali aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ena vechullah ve aynullah ve yedullah ve kalbullah.”
    Meali: “Ben, Allah’ın yüzü, gözü, eli ve kalbiyim.”
    (Et-Tebrizi el-Ansâri “el-Lemat’ül-Beydâ” S.72-73)

    Haşim bin Ebi Ammar dedi ki: Hz. Ali’nin şöyle buyurduğunu duydum: “Enâ aynullâh, ve enâ yedüllâh, ve enâ cenbullâh, ve enâ bâbullâh.”
    Meali: “Ben Allah’ın gözüyüm, ben Allah’ın eliyim, ben Allah’ın yanıyım, ben Allah’ın kapısıyım.”
    (el-Meclisi “Bihâr’ül Envâr” C.24, S.194 / Muhammed er-Rişehri “Mizân’ül Hikme” C.1, S.143-144 / Mevla Muhammed Salih el-Mazenderani “Şerh-i Usul’ul Kâfi” C.4, S.225 / Muhammed bin Hasan el-Saffar “Besâir’üd Derecât” S.81 / Şeyh el-Hüveyzi “Tefsir-i Nur es-Sıkleyn” C.4, S.494; C.5, S.61 / Küleyni “el-Kâfi” C.1, S.145)

    İmam Ebi Abdullah (Cafer es-Sâdık) şöyle buyurdu: "İmam Ali Aleyhisselam şöyle derdi:
    “Enâ ilmullâh, ve enâ kalbullâhil vâi, ve lisânullâhin nâtik, ve aynullâhin nâzira, ve enâ cenbullâh ve enâ yedullâh.”
    “Ben Allah’ın ilmiyim, ben her şeyin üstünde duran Allah’ın kalbiyim, ben Allah’ın konuşan diliyim, ben Allah’ın gören gözüyüm, ben Allah’ın tarafı (yanı)’yım, ben Allah’ın eliyim”
    (el-Meclisi “Bihâr ’ül Envâr” C.24, S.198 / Muhammed bin el-Hasan bin Furuh es- Saffâr “Besâir’üd Deracât” S.64 / Şeyh Saduk “et-Tevhîd” S.164 / Nimetullah el-Cezâiri “Nur’ül Berâhin” C.1, S.414 / Şeyh Ali en-Nimâzi “Müstedrek Sefinet’ül Bihâr” C.8, S.568 / Muhammedi er-Rişehri “Mizân’ül Hikme” C.1, S.143-144 / es-Seyyid Radi el-Musevi el-Müstanbat “el-Katra fi Menâkıb en-Nebi vel-İtra” C.1, S.135 Mektebeti Neynova al-Hadisa Tahran Bas./ Enis Emir “Kuran’da Ehl-i Beyt” S.243)

    Müminlerin Emiri Hz. Ali (as) şöyle buyurdu: “Ben hidayete eriştiren ve hidayete eren kişiyim, ben miskinlerin ve yetimlerin babasıyım, ben dulların kocasıyım, ben her zayıfın iltica yeriyim, ben her korkanın eman yeriyim, ben müminlerin cennetteki önderiyim, ben sapasağlam olan Allah’ın ipiyim, ben kopmak bilmeyen kulpayım, ben takva kelimesiyim, ben Allah’ın gözüyum, ben Allah’ın doğru konuşan diliyim, ben hakkında: “Nefsin: Yazıklar olsun bana, Allah’ın tarafına nasıl kusurda bulundum” (Zümer/56) diyeceği kimseyim, ben Allah’ın kulları üzerine rahmet ve mağfiret ile uzanmış olan Allah’ın eliyim, ben o kapıyım ki, kim beni ve hakkımı hakkıyla tanırsa şüphesiz olarak Rabbini tanımış olur. Nitekim ben, onun peygamberinin yeryüzündeki vasisi ve kulları üzerine olan hüccetiyim. Bu sıfatlarımı ancak Allah’a ve Resulüne karşı çıkanlar inkar ederler.”
    (El-Kunduzi el-Hanefi “Yenabi’ül Mevedde” S.495; el-Meclisi “Bihar’ül Envar” C.4, S.9, C.24, S.199; C.26, S.258; C.39, S.339 / Yunus Ramadân “Buğyet’üt Tâlib Fi Marifeti Ali Bin Ebi Tâlib” S.300 / eş-Şeyh Muhammed el-Muzaffari “el-Katra” S.39 H.1407 Kum Bas / et-Tüsteri “Şerhi İhkâk’ul Hak” C.4, S.285 / Şeyh Saduk “et-Tevhîd” S.164-165 / Şeyh el-Müfid “el-İhtisâs” S.248 / Şeyh Sadûk “Meâni’il Ahbâr” S.17-18

    (2) “Sen ancak ve ancak bir uyarıcı-korkutucusun ve her kavmin bir hidayete eriştiricisi vardır” (Rad/7)

    Hz. Ali (as) bu ayet için şöyle buyurdu: “Uyarıcı-korkutucu Resulullah (saa)’tır, hidayete eriştiren de benim.”
    (el-Hakim Nişaburi “el-Müstedrek ala Sahihayn” c.3, s.129 el-Hakim burada diyor ki: Bu hadisin senetleri sahihtir. Ama ihraç etmemişler (Buhari ve Müslim) / el-Heysemi "Mecma'üz Zevaid" c.7, s.41 / el- Müttaki el-Hindi "Kenz'ul Ummal" c.1, s.251 / el-Tabari “Cami’ul Beyan” tefsiri c.8, s.108 / İbn-i Asakir "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.416 / Suyuti “ed-Derr’ül Mensur” tefsiri c.4, s.608

    Abdullah bin Abbas dedi ki: “Sen ancak ve ancak bir uyarıcı korkutucusun ve her kavmin bir hidayete eriştiricisi vardır” (Rad/7) ayeti indiği zaman, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Uyarıcı-Korkutucu benim, Hadi (Hidayete Eriştiren) de Ali'dir, ey Ali, hidayete varmak isteyenler, ancak seninle hidayeti bulurlar"
    (el-Suyuti "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.4, s.45 / Tefsir-i İbn-i Kesir c.3, s.502 / Tefsir-i Tabari c.13, s.108 Hadis No: 20161 / el-Fahrettin Razi "Tefsir-i Kebir" c.19, s.14 / el-Hakim "Müstedrek es-Sahihayn" c.3, s.129 /el-Alusi "Ruh'ul-Meani" c.13, s.97 / ez-Zerendi "Nazım Dürer es-Simtayn" s.90 / el-Haskani "Şevahid'üt Tenzil" c.1, s.293 / el-Sabbağ el-Maliki "Füsul el-Mühimme" s.107 / eş-Şeblenci "Nur'ül Absar" s.71 / el-Hamvinieş-Şafii "Feraid es-Simtayn" c.1, s.148 / el-Müttaki el-Hindi "Muntahab'ul Kenz" c.5, s.34 / İbn-i el-Cevzi "Zad'ül Mesir" c.4, s.307 / el-Künci eş-Şafii "Kifayet üt-Talip" s.233 / İbn-i Asakir eş-Şafii "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.416 Hadis No: 923 / el-Zehebi "Mizan'ül-İtidal" c.1, s. 482 /el-Askalani "Lisan'ül Mizan" c.2, s.199 / el-Kunduzi el-Hanefi "Yenabi'ül-Mevedde" s. 238 / Ebu Naim "Nur'ül Müşteal" s.119)

    (3) İmam'ul-Masumin kerremallahu vecheh buyurdu ki:
    “Ena tercüman vahyüllah, ve enel masum min indillah.”

    Meali: “Ben Allah’ın vahyinin tercümanıyım, ben Allah tarafından masum kılınan kişiyim.”
    (et-Tüsteri “Şerh-i İhkak’ul Hak” C.7, S.609; Muhammed Salih et-Tirmizi “Menakıb-ı Murtadavi” S.135)
    _________________
    Şehadet hayatın özüdür; nitekim şehadetin tümü hayattır, şehadette ölüm diye bir şey yoktur.
     
    Başa dön       
     
     
     
    MÜCAHİD

     

     
    Moderatör
    Kullanıcı Offline
    Kayıt: 22 Oca 2007
    Mesajlar: 1094
     
     Tarih: Pzr May 06, 2007 12:35 am    Mesaj konusu: Hz. Ali'nin Peygamberlerden Üstünlüğü   

    --------------------------------------------------------------------------------

     
    FirstName :
    LastName :
    E-Mail :
     
    OpinionText :
    AvrRate :
    %0
    CountRate :
    0
    Rating :
     
     

    Address: The Al-ul-Mortaza Religious Communication Center, Opposite of Holy Shrine, Qom, IRAN
    Phone:+98251-7730490 - 7744327 , Fax: +98251-7741170
    E-Mail: info@shahroudi.net