پايگاه اطلاع رساني دفتر آيت الله العظمي شاهرودي دام ظله
ArticleID PicAddress Subject Date
{ArticleID}
{Header}
{Subject}

{Comment}

 {StringDate}
Tuesday 11 December 2018 - الثلاثاء 02 ربيع الثاني 1440 - سه شنبه 20 9 1397
 
 
 
  • EY ZEHRA!   
  • 2010.05.31 20:54:13  
  • CountVisit : 65   
  • Sendtofriend
  •  
  •  
  • Bu Fani Dünyadan göçüp gitse de halen canlıdır hatırası Zehra’nın
    Medine’nin o görkemli camiinde yankılanmaktadır sesi Zehra’nın
    Gam ve kederlerine tanıktı bu şehir Fatime’nin
    Ağlar sesi çınlamakta sanki şehrin dört bir yanında Fatime’nin
    Umut gülistanında talana uğramıştır her şey
    Çiçek gitmiştir ama bakidir vefası Fatime’nin

    * * *

    Kara bulutlar bir kez daha Medine’nin üzerine çökmüş ve vasf olunmayacak bir ağırlık Müslümanları boğarcasına bir karamsarlık, hüzün oluşturmuştu halk içerisinde. Bir Rivayete göre 75 ve bir başka rivayete göre ise 95 gün tüm dünyayı sarsan ve tarihte eşine rastlanılmayacak bir inkılap ve değişim oluşturan mukaddes İslam dininin asıl sahibi yüce peygamber efendimiz Hz. Muhammed sav.in irtihalinden geçmemişti ki onun yegane yadigarı ve biricik kızı, Ali’nin vefakar eşi ve cennet gençlerinin efendileri Hasan ve Hüseyin’in annesi Kevser sahibi Fatime de hiç kimsenin tasavvur edemeyeceği bir gurbet diyarında bu fani dünyaya gözlerini kapamakta ve tüm varlığı ile kendisini adadığı aziz babasına kavuşmanın şevkini yaşamakla birlikte kendi dostlarını çok derin bir hüzün ve kedere boğmaktaydı.

    Resulullah efendimiz Fatime’yi kendi vücudunun bir parçası olarak vasfettiği gibi Hz. Fatime’nin babasına olan bağlılık ve sevgisi de vasf olunamayacak derecedeydi. Böyle bir bağlılığından dolayıdır ki Fatime’nin babasının irtihalinden sonra bu dünyada pek fazla kalamadığını ve fani dünyaya gözlerini yumduğunu görmekteyiz. Risalet sahibi Resulullah Efendimiz sav.in irtihalinden sonra Hz. Fatime sa. dünyayı şöyle vasıflandırmakta:
    -Sema toz dumana büründü....Güneş tutuldu ve sabah ve ilkindi vaktimiz simsiyah oldu. Ya Resulullah! Ey Allah’ın seçkin güzide insanı! Ve Ey Yetimler ve mazlumların sığınağı! Mihrabın ve Kur’an dersi verdiğin mekanın sabah ve gece senin fırakından hep ağlamakta. Senin yokluğunda ümmetin içerisinde yalnız ve garip kalan İslam’ın sana ağlamakta, göz yaşı dökmekte...”

    * * *

    Ey Zehra!
    Biliyorum Sen babanı ne kadar severdin
    Ey Zehra!
    Babandan sonra ne kadar büyük musibet ve zulümlere katlandığını ve insanlığın en yücesi Muhammed-i Mustafa sav. gibi büyük bir insanı kaybetmenin ağırlığını kısa bir süre tahammül edebildin ve gerçek mutluluğu kısa bir süre içinde babana kavuşmakta buldun...
    Senin bu ayrılığına dostların nasıl tahammül edebilsin ve dünyanın katlanılması zor bu çilelerine nasıl katlanabilsin....
    Ey Zehra!
    Babanın irtihalinden sonra İslam’ın kendi öz vatanında garip kalmasına artık tahammülünün kalmadığını ve kendi dertlerini içine dökerek bir mum gibi eriyip sönmekte olduğunu bilmeyen kimdir!
    Biliyorum ki! Gece ve gündüzünü Resulullah Efendimizin Ehl-i Beytine olan zulümler karşısında göz yaşı dökmekle geçiriyordun. Resulullah efendimizin izin almadan içeri girmediği kapının kendini Müslüman addeden bazıları tarafından kırılarak yakılmasına artık tahammülün kalmadığını nasıl idrak etmeyebiliriz Ey Fatime....
    Fatime’nin muhabbetinin Peygamber efendimizin kalbini muhabbet ve umutla doldurduğunu bilmeyen kimdir? Ve Hz. Zehra-i Merziye’nin samimi, muhabbet dolu varlığının şeriat sevdalılarının tüm ihtiyaçlarını karşıladığını...
    Fatime sa.in mazlumiyeti hakkında çok şeyler söylenmiş. Sonsuz kederlerinden, çektiği dert ve musibetlerin büyüklüğünden, taşıdığı emanetin ağırlığından ve sürekli olarak ibadet ve niyayiş terennümleri işitilen bu küçük evde keramet ve zühdü hakkında çok şeyler söylenmiştir.
    Fatime can! Senin kaybolmuş mezarın yer yüzünde, zaman ve mekanda değil de mazlumlar, müminler ve ızdırap çekmişlerin yüreklerinde dağınık vaziyettedir. Senin mezarının yanık toprağını seher yeli nereye götürdüyse orada yepyeni bir iman göyerdi ve yepyeni bir umut ve müjde kaynağı oldu ama senin mazlumluğundan, canlar alıcı dert feryatlarından ve acı garipliğinden hiçbir şey eksiltmedi.
    Allah’ım! Fatime’nin hakkına ant veriyoruz bizi Kur’an ve Itratın, Ehl-i Beyt as.ın aşkıyla yaşat onların aşkıyla öldür ve Ahrette Kur’an ve Itrat ile meşhur eyle.
    Artık Resulullah efendimizin irtihallerinden bir rivayete göre 75 ve başka bir rivayete göre ise 95 gün geçmektedir. Resulullah efendimizin vasisinin evine gitmek için Peygamber efendimizin muattar rayihası ve güzel kokusunun halen hissedildiği Medine sokaklarından geçmekteyiz. Dünyanın en acı olayını izlemek, Velayet ve İmameti savunmak için dünya kadınlarının seyyidesi ve resullah’ın biricik kızı Sıddıka-i Tahire’nin çekmiş olduğu ıstırap, dert ve zulümlerin izlerini yakından görmek için Emir-ul Müminin Ali sa.in evine gitmek istiyoruz.
    Ne oldu? Resulullah efendimizin kızının başına ne geldi? Meğer Fatime'nin başına ne getirdiler ki böylesine halsız ve çelimsiz, kederli hasta yatağa düşmüştür. Velayeti müdafaa olayı da neyin nesiydi? Niçin yan kaburgan kırıldı, yüreğin yaralı ve böylesine hasta yataktasın?
    Ey alemin tüm kadınlarının seyyidesi! onca musibet ve ızdıraptan sonra velayet ve imameti savunmak için o hasta halinle caminin yolunu tuttun ve o okuduğun belagatlı hutbenle tüm halka değerli baban Resulullah efendimizin geçmiş anı ve hatırasını bir kez daha anımsattın. Halk peygamber efendimizin hutbe okuduğu kanısına vardılar. O hutbede diyordun ki :
    Ali, Allah Teala’nın dininin yüceliği uğrunda her türlü zorluk ve musibete katlanıyordu, Allah Teala’nın emirlerini uygulamak uğrunda çaba sarf ediyordu, Allah Resuluna yakındı, Halkın hayrını istiyordu ve böyle bir durumda sizler hayatınızın refahı hususunda müsterihtiniz ve bizlerin bela ve musibetlere yakalanmamızı bekliyordunuz. Kendinizi halkın yardımcıları sayan siz ey Ansar grubu! Size ne olmuş da benim hakkımı almak hususunda kendi iradenizi böylesine kaybetmişsinizdir. Hile ve oyun düzenlemekte olduğunuzun, bana yardım etmeyeceğinizin farkındaydım. Göğsümde tuttuğum tüm gam ve kederlerimi dışa vurdum ve size karşı Hücceti tamamlamak istedim. Öyleyse ebedi utanç, Allah’ın nefreti ve kıyamet gününün cezasıyla birlikte benim hakkımı alın ve götürün.
    Aliciğim! Benden sonra yavrularım yetim kalacaklar. Onlara iyi davranmak hususunda dikkatli ol. Beni öyle bir tabuta koy ki naaşım taşındığı zaman gözükmesin. Geceleyin beni guslet, geceleyin cenazeme namaz kıl ve geceleyin beni toprağa göm. Mezarımı gizli tut ve sakın benim hakkımı gasbedenlerin benim cenazeme, namazıma ve toprağa verilmeme katılmasınlar.
    Ali, Zehra’sının yokluğuna, çekmiş olduğu kederlerine ağlamakta ve Fatıma onu teskin etmeye çalışmakta..
    Aliciğim! Ağlama. Bu ayrılık anında benim yüreğimi bundan fazla kan eyleme. Ben senin için ağlıyorum Ya sen niçin ve kimin için ağlıyorsun? Artık benim kurtuluşum ve rahatlığa kavuşmam zamanı gelmiştir ama senin musibetinin daha başlangıcıdır. Tüm alem senin bunca mazlumluğun için ağlamalı. Zira sen alemdeki tüm mazlumların en mazlumusun.
    Ah!!! Nasıl bir gecedir bu gece Allah’ım... Zehra’nın mutahhar bedenine su dök. Keşke Alinin de o yanık yüreğini söndürecek bir su olsaydı. Keşke Ali mecbur kalıp Fatimasının bedenine gusl vermeseydi de Fatime’nin düşmanlardan almış olduğu o acımasız kırbaçların izinde oluşan derin yaraları görmeseydi.
    Allah’ım doğrusu bu sanıl bir musibettir.Tüm varlığı ile kendini Fatımasına feda etmeğe razı olan Ali bu acıya nasıl dayanabilsin ki.....
    Ey gözlerimin damlacıkları gözlerimden akmaya başla çünkü artık ağlama yeri burasıdır. Bu Gusül, musibetin gözden geçirilişidir. El, bunca yaraları arasından kolay ve rahat bir şekilde geçemezken yürek bunca musibeti nasıl tahammül edebilsin?
    Ve sen benim 18 yaşındaki Fatımam! Doğrusu nasıl bir sabrın vardı?
    Ve sen Ey Fatımanın Allah’ı nasıl bir sabrın var?
    İslam tarihçilerinden bir çoğu şu ibret verici tarihi olayı anlatmaktalar:
    Günün birinde yüce İslam Peygamberi Hz. Muhammed sav. Sevgili kızının evine gitti. Kendinde bir nevi halsizlik ve rahatsızlık hissetmekteydi. Evdeki kalınca bir hırkayı babasının üzerine çeken Hz. Fatime Resulullah efendimizden biraz istirahat etmesini istedi. Hz Zehra’nın tabiriyle o günü babasının yüzü, ayın 14. gecesi gibi parlamaktaydı. Biraz geçmemişti ki İmam Hasan hazretleri içeri girdi, annesine selam verdikten sonra içerde çok güzel bir rayihanın yayıldığını ve sanki ceddi Resulullah efendimizin kokusunu verdiğini belirtti ve ardından Resulullah efendimizin evde olduğun öğrenince o da izin alarak hırkanın altına girdi. Resulullah efendimizin güzel kokusunu hisseden İmam Hüseyin ve Hz. Ali as.da hırkanın altına girdi ve ardından Resulullah efendimizin vücudunun bir parçası biricik kızı Hz. Fatime de hırkanın altındakilere katıldı. Hırkayı hepsinin üstünü örtecek şekilde düzenleyen Peygamber efendimiz ellerini göğe kaldırarak şöyle buyurdular:
    Allah’ım! Doğrusu bunlar benim Ehl-i beytim, destekçilerim ve güzidelerimdir. Bunların eti benim etim ve bunların kanı benim kanımdır. Onları eziyet edenler beni eziyet etmiş olurlar. Kim onları kedere boğarsa beni kedere boğmuş olur.
    "Allah’ım! Kendi rahmet, bereket ve selamını benim ve onların üzerine eyle ve her türlü pisliği ve kötülüğü onlardan uzaklaştır...”
    Bu anda Allah Teala tarafından nida olunur ki: Ey meleklerim ve ey göklerde yaşayanlar! Doğrusu göğü, yeri, ayı, feleği, deniz ve gemiyi sadece bu beş kişinin dostluğu ve sevgisi sayesinde yarattım... Cebrail “ Ey Allah’ım be beş kişi kimlerdir?” diye sorunca Hak Teala şu cevabı verdiler: “Onlar Peygamberin ve risalet merkezinin Ehl-i Beytidirler. Onlar Fatime, babası, kocası ve yavrularıdırlar.
    Bu durumda Cebrail onların içine katılmak için Allah Teala’dan izin istedi. Cebrail onların yanına giderek Allah Teala’nın rahmet mesajını onlara iletti.
    Allah’ım!
    Hz. Fatime hakkına ant veriyorum bizleri Kur’an ve Itrat aşkıyla yaşat, Kur’an ve ıtrat aşkıyla öldür ve kıyamet günü Kur’an ve ıtrat aşkıyla mahşur buyur.

     
    FirstName :
    LastName :
    E-Mail :
     
    OpinionText :
    AvrRate :
    %0
    CountRate :
    0
    Rating :
     
     

    Address: The Al-ul-Mortaza Religious Communication Center, Opposite of Holy Shrine, Qom, IRAN
    Phone:+98251-7730490 - 7744327 , Fax: +98251-7741170
    E-Mail: info@shahroudi.net