پايگاه اطلاع رساني دفتر آيت الله العظمي شاهرودي دام ظله
ArticleID PicAddress Subject Date
{ArticleID}
{Header}
{Subject}

{Comment}

 {StringDate}
 
 
 
Wednesday 12 December 2018 - الأربعاء 04 ربيع الثاني 1440 - چهارشنبه 21 9 1397
 
 
 
 
 
 
 
 
  • ŞİİRLER  
  • 1389-04-08 21:50:48  
  • تعداد بازدید : 54   
  • ارسال به دوستان
  •  
  •  
  • Mahşer Ağlar

    "Hüseyn'e yerler ağlar, göğler ağlar
    Betul u Murteza, Peyğember ağlar."
    Hüseyn'in nuhesin (Dilriş) yazanda
    Müselman sehlidir, ki kâfir ağlar
    Kör olmuş gözlerin kan tutdu Şimr'in
    Ki görsün öz elinde hancer ağlar
    Hüseyn'in köyneği Zehrâ elinde
    Çeker kıyha kıyamet, mahşer ağlar
    Atanda Hermele ok Kerbelâ'de
    Göreydin düşmen ağlar, leşger ağlar
    Kucağında, göreydin Ümm-ü Leyla
    Alıp na'ş-ı Ali Ekber'i ağlar
    Rübâb, nisgil döşünde süt görende
    Başında kâküli Ekber hevâsı
    Yel ağlar, sünbül ağlar, anber ağlar
    Yazanda Âl-i Tâhâ nuhesin men
    Ali, şakk-ul kamer, mihrab tilit kan
    kulak ver, mescid okşar, minber ağlar
    Ali'den (Şehriyâr), sen bir işare
    Kucaklar kabri, Malik Eşter ağlar[1]

    İlahi Nur

    Vardır sevgin, yatır cana
    Sen Peygamber nurundansın
    Canlar kurban olsun sana
    Sen Zehra’nın nurundansın

    Ezanı söyleten sensin
    İslam’ı dirilten sensin
    Kur’ân’ı okutan sensin
    Sen Peygamber nurundansın

    Allah hizbini dirilttin
    Şeytan hizbini çürüttün
    Irkçılığı mahkum ettin
    Sen Zehra’nın nurundansın

    O günde ki, İmam oldun
    Gerçeği halka duyurdun
    Hakkı batıldan ayırdın
    Sen Ali’nin nurundasın

    Dünyayı başından attın
    Canını Allah’a sattın
    Kerbela’da susuz yattın
    Sen Peygamber nurundansın

    Ekber’ini şehit verdin
    Zeyneb’ini esir verdin
    Peygamberler yolun gittin
    Sen Zehra’nın nurundansın
    Kanınla sen ırmak yaptın
    Zalimlerin kökün kazdın
    Nebiyle Miraca çıktın
    Sen Peygamber nurundansın

    Durmadan ağlıyor gözler
    Sona ermez bu matemler
    Aşkınla inler yürekler
    Sen Zehra’nın nurundansın

    Gökte melekler ağladı
    Şialar kara bağladı
    Yezitler kalbin okladı
    Sen Peygamber nurundansın


    Bu ok Sakife’den çıktı
    Vahiy inen kapıyı yaktı
    Kerbela’da seni yıktı
    Sen Peygamber nurundansın

    Bu arada olan oldu
    Cemel savaşı vuku buldu
    Başın mızrağa vuruldu
    Sen Zehra’nın nurundansın

    Ali’nin eli bağlandı
    Zehra’nın kapısı yandı
    Esğer boğazdan oklandı
    Sen Zehra’nın nurundansın

    O gün Yezit başa geçti
    O gün Hasan zehir içti
    O gün Zeynep esir düştü
    Sen Zehra’nın nurundansın

    Hatırlarsın o günleri
    Sakife’de geçenleri
    Kerbela’da ölenleri
    Sen Peygamber nurundansın

    Zalimlere karşı durdun
    Dini tahriften korudun
    Din yolunda şehit oldun
    Sen Zehra’nın nurundansın

    Canım kurban Kerbela’na
    Meydanda yalnız kalana
    Kolları kalem olana
    Sen Peygamber nurundansın

    Makam peşinde olanlar
    Dini dünyaya satanlar
    Seninle bir olamazlar
    Sen Peygamber nurundansın

    Müminler seni savunur
    İsa canın feda kılır
    İslam sende mana bulur
    Sen Peygamber nurundansın[2]

    Fâtıma Gül Goncaları

    Gelin ey ehl-i velâ cûş edelim çağlayalım
    Kerbelâ fâciasın yâd ederek ağlayalım
    Giyelim kisve-yi mâtem karalar bağlayalım
    Matem-i Âl-i Abâ ile ciğer dağlayalım
    Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
    Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
    Bilmek ister misin ey ehl-i velâ n’oldu bugün
    Gül-ü bağı Nebevî, ne yazık soldu bugün
    O Hüseyinî alıcı, işte şehit oldu bugün
    Matem-i Âl-i Abâ ile cihan soldu bugün
    Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
    Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
    Hastalanmış yatıyordu ol Ali-yyi Esğer
    İnliyordu bir içim su diyerek o server
    Sararıp solmuş idi hayf ki o mâh-i enver
    Bir içim suyu diriğ etti o zâlim ebter
    Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
    Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
    Sarılıp boynuna Zeyneb dedi ey Zeyn’el- Âbâ
    Edeyim göz yaşım ile seni yavrum işbâ
    Ağlıyor şimdi bize ruh-i cenâb-ı Zehrâ
    Göğsüme koy başını ağlama ey mehlika
    Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
    Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
    Safder-i Kerbubelâ işte bugün oldu şehit
    Gudve-yi ehl-i safâ işte bugün oldu şehit
    Ziynet-i arz u semâ işte bugün oldu şehit
    Muhibb-i Âl-i Abâ işte bugün oldu şehit
    Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
    Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
    İçti çün cam-ı şehâdet O Hüseyin-i yektâ
    Yere düştükte başı titredi Arş-ı A’lâ
    Göklere çıktı aman velvele-yi vâ veylâ
    Sen de eflâke çıkar nâleni “Hazmi” şeydâ
    Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
    Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri[3]

    Aşkın Mâcerâsı

    Hicrî altmışıncı yıl, unutulmuştu İslâm
    Her taraf zulüm dolu, her tarafta katliâm
    Göz yaşları sel gibi, her yer mazlumun âhı
    İnsânî erdemlerin öldürülmüştü ruhu

    Çıkarlar olmuştu din, cihâd mal-mülk tezgâhı
    Hortlamıştı çöllerin, yağmacılık ilâhı
    Susturulmuştu diller, altın veya kılıçla
    Kürsülerde sefiller, oynaşırken inançla

    Unutmuştu insanlar, hâyatın gayesini
    Hak’tan başka her şeye, “Lâ” demek pâyesini
    İlâhî niyâbetin, özgürlük mirâcını
    Değişerek giymişti, küfrün zillet tâcını

    Kararmıştı ufuklar, ümitler tükenmişti
    Ali bir çok cephede, vuruşarak gitmişti
    Sürgünde “Ebûzerler”, mu’minler yitirilmiş
    Medineli sevgili, zehirle kâtledilmiş

    Ölüm kol geziyordu, aman yoktu kimseye
    Kalmamıştı cesâret, hak sözü söylemeye
    Mazlumun feryadına, sağır olmuş kulaklar
    Zihinler doldurulmuş, zây edilmişti haklar

    Bekliyordu hakikat, yürekli evladını
    Anası insanlığın, en mükemmel kadını
    Celladın pençesinde, güvercin raks eylemez
    Zillet uzaktı ondan, zillete boyun eğmez

    Bir er çıktı sahneye, Murtezâ’nın evinden
    Yiğitlik suyu içmiş, Fâtıma kevserinden
    Peygamber hâtırası, özgürlerin mevlâsı
    “En güzel hüner ölüm”, olmuştu Elif-Bâ’sı
    Mârufu buyurarak, münkerden nehy etmenin
    Mektebinde yetişmiş, en büyük öğretmenin
    Rabbânî marifetin, yegâne temsilcisi
    Ellerinde ceddinin, “gökten gelen inci”si

    Hedefi hidâyetti, kan dökmek asla değil
    Hakkı ıslâh etmekti, saltanat, dünya değil
    Topraktan vâr edilmiş, bedenler geçicidir
    Yâr ile vâdeleşmek, âşıkların işidir

    Bir avuç kahramanla, yöneldi Kerbelâ’ya
    Muazzam bir imanla, “heyhât” çekti dünyaya
    Yırtarken yeni şirkin, gösteriş maskesini
    Yeniden yazdı aşkın, diriliş bestesini

    Rahmet diyarında can, görünce Leylâ’sını
    Geçerek kendisinden, gördü nur deryâsını
    Fısıldaştı yavaşça, kılıçların ruhuyla
    Kucaklaştılar aşkla, ilk kıvılcım nuruyla

    Allah’a tevekkülün, yek numune önderi
    Cilvegâhı cânânda, ağlattı âlemleri
    Aşkın mâtemi vardır, vuslatın böylesine
    Ayak basınca karga, “Ankâ”nın sînesine

    Âşıklar vâdîsinde, ağladı aşk hançeri
    Tavâf edip öperken, Yâr’in öptüğü yeri
    Mecnun idi âlemler, Hüseynî velâyete
    Âciz kaldı kalemler, o aşkı rivâyete

    Ebedilik yolunda, en muhteşem kâfile
    Aşkın şehidi oldu; yürüdü bin nâz ile
    Ellerinde mâşukun, ölümsüzlük abâdesi
    Olamaz böyle aşkın, sözlerle ifadesi

    Âlemi imkanda Yâr, etti sırrı âşikâr
    Bu kan Hakkın kanıdır, kıymeti pâhası var
    Âl-i Tâ-Hâ güzeli, yaktı can çırâğını
    Yüz gösterdi sevgili, açarak duvağını[4]
    __________________________
    [1] - Seyyid Muhammed Hüseyin Şehriyar/Tebriz
    [2] - İsa Mehdevi
    [3] - Mustafa Tolunay
    [4] - Hüseyin Yalçın

     
     
  • مطالب مرتبط
  •  
    نام :
    نام خانوادگی :
    ایمیل :
     
    متن :
    متوسط امتیاز :
    %0
    تعداد آراء :
    0
    امتیاز شما :
     

     
     
     
     
     
     

    آدرس: قم - روبروی شبستان امام خمینی(ره) - دفتر آیت الله العظمی شاهرودی (دام ظله)

    تلفن: 7730490 3، 7744327 3- 025 فکس: 7741170 3- 025  

    پست الکترونیک: info@shahroudi.net / esteftaa.shahroudi.com@gmail.com